MAKÂLELER

Çağdaş Müslüman'ın Kimlik Krizi
Şüphesiz her tarihsel dönemde farklı “İslam”lar olmuştur ama tüm o “İslam” lar, İslami corpus’un ve İslam dünyasının kendi iç-dinamiklerinin, çatışma ve çelişkilerinin sonucu idiler ve varlıkları asla bir kimlik krizine işaret etmiyordu. Bugünün dünyasında ise, “İslam” dendiğinde en azından dört ayrı veçheyi birbirinden ayırt etmemiz gerekmektedir... Devamı...

Reel Liberal Toplumlardaki Despotik Bir Tehlike: Zekâ ve Demokrasi
Bireyi ve her bireyin farklı potansiyellere sahip olduğu gerçeğini, hiçbir siyasi düşünce göz göre göre reddedemez. Bununla birlikte, liberalizmin ve Kropotkinci anarşizmin dışındaki hemen tüm siyasi düşüncelerde, birey, ya devletin ya toplumun çıkarı bağlamında düşünülmüş; kişinin doğuştan getirdiği potansiyellerin, devletten ve toplumdan bağımsız bir biçimde, yalnızca kendi adına hayata geçmesi birincil olarak önemsenmemiştir... Devamı...

Ruh Sağlığı Hizmetlerinde Organizasyon Sorunları ve Paradigma Değişikliğine Duyulan Gereksinim

Psikiyatri kliniği hızla tanı ve ayırıcı tanı işlemlerinin yapıldığı, çeşitli tedavi şekillerinin uygulandığı (sorunlu ve karmaşık psikofarmakolojik girişimler, somatik tedaviler, psikoterapiler), tedavi sürecinde hastaların bakım, korunma ve stres etkenleri bulunan ortamlardan uzak kalabilme gibi olası gereksinimlerin karşılandığı, hastaların hastaneden çıkarıldıktan sonraki yaşam koşullarına uyum sağlama kapasitelerinin değerlendirildiği, düzenli ayaktan izleme programlarının yürütüldüğü ve hastayı uygun rehabilitasyon programlarına yönlendiren yapılandırılmış bir ortam olmalıdır... Devamı...

Plasebo Varsa Başka Ne Var?
Plasebonun ne olduğu ve plasebo etkisinin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili tartışmanın, tıp tarihindeki uzantıları çok eskilere kadar gider. Plaseboya ve plasebo etkisine nasıl bakıldığı hastalık anlayışına göre değişir... Devamı...

Hekim Tiplerimiz ve Sağlık Sistemimiz
Aynı semtte oturan insanlar bile, biz hekimlerden daha çok kültürel ortak öğelere sahip olabilirler. Kırlardaki çiçekler gibi türlü çeşidiz; beyaz önlüklerimiz de olmasa bizi bir araya getirebilecek bir niteliğimiz kalmayacak. Bana göre, son yirmi yılda ortaya çıkan bu mesleklerin artık kültürel bir belirleyici olmaktan çıkması, küreselleşmenin bir sonucu. Ama şimdi “nedenler tartışmasını” bir kenara bırakalım. Hekimler olarak bir meslek uygulayıcısı olmak dışında, kültürel ortak noktalarımız yok. Bunu artık biliyoruz... Devamı...

Toplum Ruhsal Bir Hastalığa Yakalanabilir mi?
Bir süreden beri psikiyatrinin insanın grup davranışına ilişkin yeterince açıklayıcı, işlevsel bir kavramsallaştırmaya sahip olmayışını onun en önemli eksikliklerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Bu eksiklik kendisini en açık biçimde psikiyatrik rahatsızlıkların tedavilerinde “aile” ve “grup psikoterapileri” gibi modalitelere yer verilirken etiyolojilerinde (oluş şekilleri) bozuk grup davranışları üzerinde hemen hiç durulmayışında gösteriyor. Sanki psikiyatrinin içinde insanın grup davranışı, grup psikopatolojileri ve grup psikoterapisi üzerinde özelleşmiş yeni bir üst-dala gereksinim varmış gibi görünüyor... Devamı...

Ermeni Sorunu"nun (Gözden Kaçan) Psikolojik Boyutu
Şüphesiz bir halkın adını “sorun” kelimesiyle bir arada anmanın o halk için incitici bir yanı vardır. Ancak burada asla böyle bir amacımız yok. Tam tersine, Ermeni kanaat önderlerinin ve son zamanlarda da bizzat Ermenistan devletinin talepleri üzerine dünya siyasetinin gündemine sokulan “sorun”u tanımlayabilmek ve dün “tarihsel bir olgu” iken bugün yeniden biçimlendirilerek “sorun” halini almış durumun çözümünü amaçlayan bir ortam oluşturabilmek için “Ermeni sorunu” adını kullanmayı seçiyoruz... Devamı...

Gençlik ve Şiddet
İnsanlık tarihi boyunca şiddet, insanlığın gündeminden hiç eksik olmamıştır. Kimi zaman problemlerin çözümü için şiddetten bir vasıta olarak yararlanma yoluna gidilirken, kimi zaman da toplumdan şiddeti söküp atmanın çareleri üzerinde durulmuştur. Türk toplumu da, diğer tüm toplumlar gibi kendisini bazı tarihsel durum ve koşulların sonucunda, şiddet problemlerinin içinde bulmuş ve bu problemleri çözebilmek için çareler aramıştır. Örneğin 1970-1980 yılları, toplumumuzun böyle bir şiddet karabasanına gömüldüğü ama bir biçimde bundan sıyrılmasını bildiği yıllar olarak toplumsal hafızamıza kaydedilmiştir... Devamı...

Davranışlarımızın Yeni Sorumlusu: Genetik Yapımız (mı?)
Daha doğum anından itibaren bebeğin annesine mi yoksa babasına mı benzediğini merak ederiz. Yeni doğan bebeği görenler, öncelikle bu benzerlik konusundaki kanaatlerini açıklama gereği hissederler ya da gerçekten ortada öylesine bir benzerlik vardır ki, kendilerini bu konuda bir şey söylemekten alıkoyamazlar. Çoğu zaman "Hıh, deyip birisinin burnundan düşmüş"üzdür Kime benzediğimiz, fiziksel özelliklerimizi, bazı huylarımızı kimden aldığımız yaşamımızın sonraki dönemlerinde de insan ilişkilerindeki temel ilgi alanlarından birisi olmakta devam eder... Devamı...

Sivil Toplum-Devlet İlişkisi Üzerine Aykırı Bir Bakış
Dünya küreselleşirken düşünce ufkumuz ve tarih bilincimiz, "futuroloji"ye ve "bilimkurgu"ya rağmen daralıyor; tasarımlarımız teknolojik keşiflerin sunduklarıyla sınırlı kalıyor ya da yine teknolojiye bu kez olumsuz bir bakışla kıyamet teorileri üretmekle yetiniyoruz; tarihteki medeniyetler döngüsüne bakıp onlarca yıl sonra insanlığı bekleyen yeni sanat, düşünce, bilim ve insan-insan, insan-tabiat ilişkilerini belirleyecek medeniyet biçimlerinin neler olabileceği konusunda yeterince akıl yürütemiyoruz. Oysa insanlık olarak, bugün yaşadığımız teknomedyatik cendereden bir açılım sağlayabilmek için böylesi kurgulara ne kadar da ihtiyacımız var! Oysa millet olarak, geleceği yalnızca güç dengeleriyle açıklamaya ve belirlemeye yeltenen stratejilere değil de, "buradan" kendimize ve insanlığa sunacak yeni medeniyetçi perspektiflere ne kadar da ihtiyacımız var!... Devamı...

Güç İlişkileri Açısından Aydınlanma
Aydınlanma'nın nasıl tanımlanması ve tarih içine nasıl yerleştirilmesi gerektiğiyle ilgili tartışma, bitecek gibi görünmemektedir. Rönesans'ta temelleri atılmaya başlanan, günümüzün dünya çapında yaygınlık kazanmış egemen dünya görüşüne ve ona uygun düşen tüm gündelik yaşam örüntülerine modernlik dersek eğer, modernliğin gerektirdiği zihniyet dönüşümünün de esasen, uygarlık tarihinde "Entelektüel Devrim" zamanları diye anılan 17. Ve 18. Yüzyıllarda belirginleştiğini söyleyebiliriz. Akademik bir alışkanlıkla "Entelektüel Devrim" iki döneme ayrılır: 17. Yüzyıl, "Akıl Çağı", 18. Yüzyıl ise "Aydınlanma Çağı" olarak adlandırılır. 17. ve 18 Yüzyılları "Entelektüel Devrim" adıyla birarada ele almak, Aydınlanma'yı modernlikle bağlantısının yanı sıra, tek bir ülkede (Fransa) ortaya çıkan düşünsel ve siyasal olgularla sınırlamaksızın Avrupa'nın hemen tamamında kendisini gösteren ve insanlık tarihinde belirleyici bir rol oynayan bir dönem olarak görmek, bize göre de uygun bir bakıştır... Devamı...

Helsinki'den Sonra Avrupa'yı Düşünmek
Avrupa Birliği, Sovyetler Birliği gibi kültürel boyutun önemini unutuyor mu? 17. Yüzyıl'da bir barış ütopyası olarak doğmasından Helsinki Zirvesi'ne kadar olan tarihi boyunca "Avrupa Birliği" ya da "Avrupa Birleşik Devletleri" fikrinin siyasal (jeostrateji dahil) ve ekonomik boyutunun yanı sıra vazgeçilmez bir biçimde kültürel boyutu da olmuştur. Her bir boyutun Avrupa düşüncesindeki yeri ve önemi, tarihsel bağlam tarafından belirlenmiş ve sürekli bir değişim göstermiştir... Devamı...

Komplo(cu)nuz Paranoyak mı?
Toplum, biz ruh hekimlerini, gerçekten müthiş bir güçle donatıyor bazen. Elimizde, bir tamircinin çekici gibi, bazı tanı kategorileri var ya, bunlar sayesinde, “sağlıklı” ve “hastalıklı” düşünce arasındaki ayrımları hemen yapıvereceğimiz varsayılıyor. Komplo teorileri de, bu teorileri uyduranlar da, inananlar da bize soruluyor: “Doğru olabilir mi tüm bunlar?”, “Hasta değil mi bu adamlar?” Sizlerden aldığımız güçle (!) her zaman olmasa da birçok kez, “paranoya”, “sanrı” vs. gibi şablonlarımızı karşımıza oturan her insanın zihninde denemeye kalkıyoruz biz de; elimizde bu çekiçlerle havalı havalı (!) dolanırken önümüze çıkan kafaları, çakılacak birer çivi olarak görüyoruz doğallıkla... Devamı...

Yaşasın Yurtaşlarımızın Gönüllü Birliği!
Bir süreden beri “Türk grup davranışı” alanında çalışıyorum ve Türklerin tarihsel ve toplumsal değişime dirençli davranış örüntülerinin neler olduğunu anla(t)ma gayreti içindeyim. Bugüne kadar daha çok kendine özgü modernleşme çabamızın önünde engel olarak duran, göçebe-çoban-savaşçı bir toplum olmanın ve Asya’daki bozkır ortamında yaşamanın doğal ve doğrudan bir sonucuymuş gibi görünen, “itaati”, “gösteriş ve şatafatı” önemseyen, yazıya ve özgün uygarlık girişimlerine pek değer vermeyen, hemşerici ve mafiyöz toplumsal yapılara kaynaklık eden olumsuz davranış özelliklerimiz üzerinde durdum. Elbette bu olumsuz özellikler, tarihte Türkleri niteleyen grup davranışlarının tamamını oluşturmuyordu. Onlar olmaksızın insanlık tarihini anlayamayacağımız Türklerin olumlu türden öyle grup davranışları daha vardı ki, bu özellikler yalnızca şimdi değil, gelecekte de insanlıktan umutlanmamızı sağlayacak değerde... Devamı...

Küreselleşme ve Ruh Sağlığı (Psikiyatriden Psikiyatriye Bakışlar Kitabından)
Bu makalede bir süreden beri dünyamızın yaşadığı ve "küreselleşme" adı verilen ekonomik, teknolojik, siyasal ve kültürel süreç ana yönleriyle ele alınmıştır. "Küreselleşme" sürecinin ruh sağlığına ve ruh sağlığı hizmetlerinin örgütlenmesine nasıl etkiler yapabileceği tartışılmıştır... Devamı...

Psikiyatri'nin "Duygu"ya Bakışındaki Kavramsal Sorunlar (Psikiyatriden Psikiyatriye Bakışlar Kitabından)
Felsefi bilginin eleştirelliğiyle ve yoruculuğuyla yüzyüze gelmemenin en iyi yolu, sanki o yokmuş gibi davranmaktır. Bu nedenle meslek topluluğumuzda filozofların psikiyatriye katkıları çoğunlukla görmezden gelinir; topluluğumuz içinde felsefeye merakın geçmişte ne kadar olumsuz sonuçlar verdiği bu tutuma gerekçe olarak sunulur. Oysa gerek dünyada ve gerek ülkemizde bu boşvermeciliğin aksi yönde çabalar da var. Bu çaba sahipleri, felsefe ve psikiyatri arasındaki olası etkileşimleri ve kesişmeleri büyük bir titizlikle ele alıyorlar; üstelik bir zamanlar çocuksu "anti-psikiyatri" akımının yaptığı gibi bilimsel bilgiyi felsefeleştirme çabasında da değiller... Devamı...

Tatiller, Birleşmeyin (Buradan Böyle Kitabından)
Çalışma saatlerinin kısaltılması demokratik ve ekonomik gelişmişliğin hem göstergesi hem de hedeflerinden biridir. Tatillerin birleştirilmesiyse demokrasi, iş ahlakı ve siyasi ahlaka aykırıdır... Devamı...

Medya, Ruh Sağlığı Hizmetlerine Destek Olabilir (Buradan Böyle Kitabından)
Yaşam dünyamızda artık tartışmasız bir yeri olan medya hakkındaki tartışmalar bitmek bilmiyor. Çoğumuz bu tartışmaları kendi yakın çevremizde ve hatta kendi vicdanlarımızda yapıyoruz. Örneğin ben, medyaya yönelik olarak yapılan eleştirilerden bir çoğuna kendimi yakın hissediyorum: "Gerçek bilgi ve sanat, enformasyon teknolojileri yüzünden harap edildi... Medyanın yarattığı yeni dünya, bütünlüğü ve anlamı olmayan, bizden bir şey istemeyen ve aslında herhangi bir şey yapmamız için bize imkan da tanımayan, çocukların "ce-ee" oyunu gibi tamamen kendi içine kapalı bir dünyadır... Devamı...
 
2005 © Copyright Dr. Erol GÖKA
All rights Reserved. Web & Gfx Designed by Zafer IŞIK