MAKÂLELER
Tatiller, Birleşmeyin

Doç. Dr. Erol GÖKA

Çalışma saatlerinin kısaltılması demokratik ve ekonomik gelişmişliğin hem göstergesi hem de hedeflerinden biridir. Tatillerin birleştirilmesiyse demokrasi, iş ahlakı ve siyasi ahlaka aykırıdır.

Kanıksayınca, iliklerimize kadar 'demokrat' da olsak tepki veremiyoruz. Bazen demokrasi bilinci ve topluluk ruhu, öyle zarif biçimde tırpanlanıyor ki, yaşadığımız sahte hoşnutluk sayesinde, bize ne yapıldığından haberimiz olmuyor. Ekonominin 'hayattaki en mühim şey' olduğuna iman etmişiz ya bir kere, 'şirket birleşmeleri'yle ilgileniyoruz da, hayatımızı kökünden sallayan 'tatil birleş(tir)meleri'yle ilgilenmiyoruz ya da özellikle medyanın gıdıklamalarıyla hoşumuza gidiyor bu uygulama. Tatil birleştirmeleri yüzünden daha bayram gelmeden bayram havası esiyor. Her yılın ilk gününün gazetelerinde 'bu yıl kaç gün tatil olacağı ve medyamız ve hükümetimiz sayesinde bu tatilin kaç gün daha uzayacağı' ballandıra ballandıra anlatılıyor; işyerlerinde sürekli bu konuşuluyor.

Batı demokrasilerinde her şeyin ne kadar iyi olduğunu, şu bizim zavallı kültürümüzün (!) onların ne kadar gerisinde kaldığını anlatmayı bir varlık nedeni haline getiren köşe yazarlarımız bile, artık kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan tatil birleştirmelerine karşı tek satır yazmıyor. Hiç kimse çıkıp da 'tatil birleştirmeleri iş ahlakıyla, siyasi ahlakla, demokrasi ve topluluk bilinciyle bağdaşmaz; bu ilkelliği bu topluma yapmayın' demiyor, belki de diyemiyor. Çünkü 'çalışma süresinin kısaltılması, gelişmişliğin ve refahın ölçüsü' olarak bilindiğinden, sonuçta az çalışmaya neden olan tatil birleştirmesi uygulamasının olumsuzlukları görülemiyor.

Batı'daki Durum

Gerçekten de tatil birleştirmelerinin, Batı'daki genele hitap eden ve bir toplumsal hedef, kimi zaman işsizlikle mücadele aracı haline gelen 'çalışma süresinin kısaltılması, özgür-bireysel yaşam için boş zaman yaratılması' amaçlarıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur; o bize özgü, keyfi ve oy dışında amacı olmayan bir uygulamadır. Tatil birleştirmeleri, yalnızca tembelliği yücelttiği için değil, iş yaşamında çok açık adaletsizliklere neden olduğu için iş ahlakına aykırıdır. Elbette yaşadığımız 'insan hakları çağı'nda tembellik bir haktır; risklerini almak koşuluyla her isteyen bu hakkını tepe tepe kullanabilir ama bizimkisi dışında hiçbir demokratik devlet, tembellikten (özgürlük ve bireysellikten değil, tembellikten) yana açıkça tavır almamış, onu yüceltmemiştir. Kamu sektöründe karın tokluğuna çalışmak bir yana, şu veya bu nedenle hiç izin kullanmadan şevkle hizmet verenler, bu sektörün dinamosudurlar. Bu gerçeği herkes bilir ama, herhalde onların çantada keklik olmasından gerek, hiç kimse bu insanları hizmetleri karşılığı ödüllendirmeyi bir gün olsun düşünmemiştir. Ödüllendirme mekanizması, çalışkanlardan ziyade tembellere yöneliktir; tatil birleştirmeleri yüzünden çalışkanların iş planları akamete uğramakta, bir bakıma çalışma cezalandırılmaktadır.

Adalet ve Ekonomi

Kaldı ki çalışkanları incitmek dışında tatil birleştirmelerinin adaletli bir uygulaması mümkün değildir. Tatil birleştirmeleri, turizm sektörünün işine yararken büyük şehirlerin esnafının çok büyük kısmının canını yakmaktadır. Başta 'işlerinin önemine kendileri bile inanmadan çalışıyor görünenler' için tatil birleştirmeleri, daha meşru bir boş zaman yaratmaktadır ama sağlık, güvenlik, belediye hizmetleri gibi yirmi dört saat süren işlerde çalışanlar için nöbet ve daha fazla çalışma, bu çalışmanın karşılığı alınmadığından daha fazla angarya anlamına gelmektedir. Tatil birleştirmelerini yapanlar, bu tatillerde daha çok çalışan insanlar olacağını bilmekte ama bazılarının tatil yapması pahasına daha çok çalışmak zorunda kalan bu insanlara hiçbir karşılık vermemektedirler. Tatil birleştirmeleri, eğitim gibi yaşamsal sektörlerde yol açtığı kayıp haricinde, iş yaşamında takvim üzerinde önceden görünmeyen ve sözleşmelerde yer alması mümkün olmayan kaymalar yapması nedeniyle de birçok adaletsizliğe yol açmaktadır. Birileri çıkıp tatil birleştirmelerinden dolayı hangi sektörlerin hem tatil yapıp hem kâr ettiklerini açıkça söylemelidir. Benim kaba gözlemime göre, tatil birleştirmeleri ve son zamanlarda niye yapıldıkları pek bilinmeyen 'kar tatilleri' yüzünden, özel eğitim ve finans sektörleri beleş kâr elde etmektedirler. Tatil birleştirmeleri kararları, önceden taahhüt edilmeden ve muhalefetin karşı çıkmasının mümkün olmadığı bir biçimde alındığı ve çoğu kez ülke çıkarları hilafına, hükümete potansiyel oy sağladığı için siyasi ahlaka aykırıdır. Hükümetler, tatil birleştirmeleri kararlarını, Bakanlar Kurulu'nda değil, Meclis Genel Kurulu'nda demokratik bir tartışmada, ülke çıkarları lehine olduğu açıkça görüldükten sonra alabilmelidir.

Rüşvetçiliğin Kurumlaşması

Siyasi ahlaka aykırı olan bir durum, son tahlilde elbette ülke çıkarlarına ve demokrasiye de aykırıdır ama tatil birleştirmeleri, yol açtığı adaletsizlikler nedeniyle, daha en başından demokrasi bilincini torpillemektedir. Gündelik yaşamının ve hayat planının bir Bakanlar Kurulu kararıyla, kendisine hiç sorulmadan bozulduğunu gören insanın başlangıçta hoşuna gitse bile, bir süre sonra, temsili demokrasiye inancı zayıflayacaktır. Demokrasi, tatil birleştirmeleri gibi keyfi uygulamalar kronikleştiğinde, bir 'hukuksal normlar sistemi' olarak algılanamayacak, 'bir anlık çoğunluk tercihine dayalı olarak meclise gitmeye hak kazanan temsilcilerin keyfi yönetimi' şeklinde algılanacaktır. Zaten çoktandır ülkemizde böyle bir demokrasi algısı egemendir, tatil birleştirmeleri kamuoyunda yerleşmiş olan bu berbat demokrasi algısını pekiştirmektedir. Tatil birleştirmeleri, toplum içinde yol açtığı adaletsizlikler, neden olduğu hatalı demokrasi algısı ve kışkırttığı ahlaki zaafların yanı sıra, 'rüşvetçi bir toplum psikolojisi'ne kapı aralamaktadır. Rüşvet ve iltimas, bu ülkede kamu yaşamının temel dertlerindendir ve tatil birleştirmeleri gibi uygulamalar yüzünden giderek toplumsal psikolojimizin temel ve doğal bir elemanı haline gelmektedir. Çocuklar, kendilerine rüşvet ve iltimasın olumsuzluklarını öğretmeye çalışan ebeveynini ve öğretmenlerini, hükümetin kendilerine rüşvet olarak verdiği tatil birleştirmeleri karşısında seviniyor gördüklerinde ne yaşamaktadırlar acaba? Hükümetin verdiği tatil rüşveti karşısında avuç ovuşturanların, temiz bir toplum ve emeklerinin karşılığını istemeye hakları kalır mı?

20 Aralık 2000, Radikal

 
2005 © Copyright Doç. Dr. Erol GÖKA
All rights Reserved. Web & Gfx Designed by Zafer IŞIK