DEDİLER Kİ...

Ulusal Egemenlik ve Türk Grup Davranışı
Nedim ATİLLA - Akşam Gazetesi 23.04.2006


Bugün 23 Nisan... Ulusal Egemenliğin en çok telaffuz edildiği gün... Sevgili Cumhurbaşkanımız Sezer'in geçen yıl 23 Nisan'da yayımladığı mesajdan birkaç cümleyi anımsatarak başlamak istiyorum bu bayram yazısına... Ne demişti Sezer: 'Çağdaşlaşma sürecinde, Atatürk'ün öncülüğünde atılan tüm adımlar, Türk Ulusu'nun ortak istencinin yansımasıdır. Türkiye'yi, çağdaş, demokratik, laik, bilgi çağını yakalamış, mutlu ve gönençli bir ülke olarak gelecek kuşaklara bırakmak, en önemli sorumluluğumuzdur.'

Son günlerde okumaktan çok büyük zevk duyduğum, çevremdeki hemen herkesle paylaştığım bir kitabı da - Pazar günleri için alışılageldiği üzere- bu köşede bu 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' nedeniyle tanıtmak istiyorum. Kitabı ilk kez Ankara Temsilcimiz İsmail Küçükkaya'nın köşe yazısında görmüştüm, ardından sevgili bir dostum armağan etti. 1959'da Denizli'de doğmuş, orta öğrenimini Aydın'da 'parasız yatılı' olarak tamamlamış bir psikiyatri doçenti olan Erol Göka'nın Aşina Kitaplardan çıkan kitabı: Türk Grup Davranışı...

Kitabı okudum şimdi altını çizerek ikinci kez okuyorum. Türk kimdir? Belki, millete, ırka, geçmişe ve dine dair her tartışma sonrasında kendimize sorduğumuz ama 'Türkler, Orta Asya'dan gelir, dinleri Gök-Tanrı inancını içeren Şamanizm'dir ile başlayan ve bütün dünya milletlerinin kökünü Türk olmaya kadar vardıran aşırıcı bir yaklaşımla son bulan bu soru, Doç. Dr Erol Göka'nın 'Türk Grup Davranışı' kitabında yanıt buluyor. Kitapta sık sık gönderme yapılan Prof. Oğuz Adanır'la da görüşlerimi paylaştım. Oğuz Hoca'nın kitabı beğendiğini gözlemledim. Önümüzdeki günlerde Erol Göka ile Oğuz Adanır'ı bir masada karşı karşıya getirmeyi de planlıyorum. Buradan itibaren sözü Erol Göka'ya bırakıyorum...

Türkler hakkında atıp tutanlar

Ortalık Türkler hakkında atıp tutan kendini bilmezlerden geçilmiyor. 'Türklerin davranışlarının tarihin derinliklerine uzanan kökenlerini araştırırken amacım hiç de Türkleri 'vur abalıya!' haline getirmek değil. Tam tersine, 'Türk grup davranışı'nı bilimsel bir tema olarak akademinin ilgi alanına katmayı ve eğer bu bilimsel çalışmalardan 'kendine özgü Türk modernleşmesi'nin nasıl olması gerektiği hakkında ipuçları ortaya çıkarsa, bunları karar alıcıların dikkatlerine sunmayı hedefliyorum.

Ama şimdi görüyorum ki, sokakta gördüğü her olguyu Türklere mal ederek ve oracıkta uyduruverdiği ironik bir dilin arkasına gizlenerek, hatta bu ucube dili yaratıcılık diye sunmaya kalkarak ekmek parası kazananlar, bir 'anti-Türk' söylem tutturmuş gidiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde görülen her türlü olumsuzluğu, 'Türk olmak' gibi aslı astarı olmayan, tuhaf bir nedenle açıklamaya çalışan, tuhaf insanlar belirdi.

Yok, o kadar basit değil. Ne 'Türk grup davranışı'nın izini bu kadar kolay sürebilirsin, ne de yalnızca ironiye sığınarak, dilini eleştiri yeteneğinle bileyerek yazdıklarınla 'aydın' olmaya hak kazanırsın! Yaşadığı toplumu tiye almak; ekonomik, siyasal, konjonktürel birçok nedeni olan toplumsal davranışlarla, toplumun inançlarıyla alay etmek, kendini toplumun içinden çıkartıp üstüne yerleştirmek, insanı 'aydın' değil, olsa olsa 'maskara' yapar. Aydın, sorumluluk sahibidir; sorumluluk ise, nedenlere yönelik bir çabayı ve çözüm üzerine düşünmeyi gerektirir.'

Kitabın cevabını aradığı sorular

Ortada her şeyden önce bilimsel olmayı hedefleyen bir çalışma var. 'Türk kimdir?', 'Türklerin bilinen tarihleri boyunca değişmeden kalan, kendilerine özgü davranış kalıpları var mıdır? Varsa nelerdir', 'Türkiye Türklerinin davranışlarını da hala bu tarih boyunca sürmüş olan kalıplar mı şekillendiriyor?', 'Türk Grup Davranışı', bu sorulara bilimsel cevaplar verdiği iddiasını taşıyor. Hala büyük ölçüde göçebe-çoban-savaşçı bir toplum olmanın temel özelliklerini koruyan Türklerin kadın-erkek ilişkilerindeki tutumları, gösteriş ve şatafat kültürleri, mafiyöz oluşumlara çanak tutan segmenter toplum yapıları, toplumsal sorunların çözümünde savaşçı bir zihinle hareket etmeleri, uygarlıklara kolay uyum sağlama yetenekleri, tarihin en yüksek dinsel hoşgörüye sahip toplumu olmaları, İslamlaşma süreci de dahil olmak üzere her zaman Eski Türk Dini'ne bağlılık göstermeleri hep kendine özgü bir nitelik taşıyan bu ortak davranış kalıplarından bazıları.

'Türk Grup Davranışı' kitabı, bir 'Tarihsel Psikoloji' çalışması. Tarihsel Psikoloji, akademide henüz çok yeni bir dal; Türklerin tarihsel psikolojisi ise, el değmemiş biçimde duruyor. 'Türk grup davranışı', Türklerin tarihsel psikolojisinin, çok ama çok küçük bir kısmı. Türk tarihi boyunca, değişmeden kalmış, grup psikolojik unsurların neler olduğunu saptamaya, elden geldiğince de açıklamaya çalışıyor.

Nedim Atilla
Akşam, 23.04.2006


 
2005 © Copyright Doç. Dr. Erol GÖKA
All rights Reserved. Web & Gfx Designed by Zafer IŞIK