Tipik obsesyonlar genellikle kir veya mikropla kontamine
olma, kapıların kilitlenmediği endişesi, fırının açık
bırakıldığı hissi, aile üyelerinin zarar göreceği veya
ölecekleri şeklinde zorlayıcı hayallerdir.
Kompulsif bozukluk tekrarlayıcı davranış veya adetlerin
obsesif düşüncelerden doğan anksiyete veya stresi yatıştırmak
için yapılmasıdır. Sonuç olarak kompulsif bozukluk ile
onu tetikleyen obsesif düşünceler arasındaki direk ilişki
tablo 2 de gösterilmiştir. Hasta kompulsif davranışının
fazla ve rahatsız edici olduğunu bilmekte fakat engelleyememektedir.
Tipik kompulsif davranışlar fazla miktarda el yıkama,
alışılmış davranışların sürekli kontrolü, tekrarlayıcı
dualar şeklindedir.
Kompulsif adetlerin açıkta olan davranışlarla sınırlı
kalmadığını bilmek gereklidir. Kompulsif davranışları
olmadığı görünen bir hasta gizli, tekrarlayıcı görüntülere,
tekrarlayan dualara sahip olabilir.
Epidemiyoloji ve Etyoloji
1985’lere kadar OKB toplumda % 0.05 arasında kabul
ediliyordu fakat yapılan son çalışmalarda bu oran %
2.5 olarak kabul edilmektedir. Bazıları bu oranın abartılmış
olduğunu düşünmektedir. Başlangıç yaşı geç adölesan
veya erken yetişkinlik dönemlerindedir. Kadın ve erkek
dağılımı eşittir. Çocukluk çağında görülebilmesine rağmen
geç erişkinlikte enderdir. Hastalık genellikle kroniktir
ve semptomların tamamen yok olması nadirdir.
OKB etiyolojisi kesin değildir. Nörolojik ve psikolojik
faktörlerin kombinasyonu olduğu kabul edilmektedir.
Seratoninin merkezi bir rol oynadığı düşünülmektedir.
Seratonin miktarını artırıcı ilaçlar semptomların iyileşmesinde
rol oynadığı bilinmekte bunun yanında nonseratonerjik
ilaçların tedavide çok az veya etkisiz olduğu görülmüştür.
Klinik Görünüm
Hasta nadiren aile üyelerinin veya arkadaşlarının semptomları
fark etmesiyle doktora başvurur. Çoğunlukla hastanın
korkuları semptomların açığa vurulmasını güçleştirir.
Serviste hasta ikincil bir şikayetten dolayı doktora
başvuruyor olabilir. Eğer doktor hastalıktan şüphelenirse
destekleyici, tetikleyici olmayan bir yaklaşım sergilemeli:
"Ben bu problemi halk arasında ellerini sık yıkayan
insanlarda görüyorum, sizce siz de ellerinizi diğer
insanlardan daha fazla yıkadığınıza inanıyor musunuz".
Tanı
Laboratuvarın faydası yoktur. Karşılıklı görüşme primer
metottur. Psikometrik metotlar örneğin Yale-Brawn OC
skalası mevcuttur fakat pratikte bu skalayı uygulamak
zaman alacağından kullanılamaz.
Ayırıcı Tanı
Ayırıcı tanıda depresif bozukluklar, yaygın anksiyete
bozukluğu ve hipokondriyasis bulunmaktadır. Bu bozukluklarda
da OKB’a benzer semptomlar olmasına rağmen farklılıklar
bulunur. Örneğin depresif hasta tekrarlayıcı düşüncelerini
tuhaf veya alışılagelenin dışında algılamaz ve onları
durdurmak ve kaçınmak istemez. Örneğin depresif hasta
ben işe yaramıyorum düşüncelerini mantıklı bulur ve
kendisinin bir parçası olarak görür. Bunun yanında OKB
hastanın zihninde "eğer genel telefona dokunursam
kontamine olurum ve çocuklarıma enfeksiyon taşırım"
düşüncesi varsa bunu tuhaf olarak görür.
Yaygın anksiyetesi olan hastalar aşırı endişe duyarlar;
bu obsesif düşünceye benzer fakat bu hastalar bu endişelerini
gerçekçi ve uygun olarak görürler. Bazı OKB hastalarında
obsesyonel düşünce çok yaygın ve rahatsız edici olur
ve bu hastalar psikotik gibi görünürler. Buna rağmen
obsesyonlar genellikle bir çeşit kompulsif bozuklukla
beraberdir ve bu durum delusyonel bozuklukta olamaz.
OKB’u, hipokondriasisden de ayırmak önemlidir. Hipokondriak
hastalarda gerçek dışı bir zihin meşguliyeti vardır
ve fiziksel bir hastalıktan yakınırlar. Bu obsesyona
benzer. Ayrıca somatik kontroller ve düzenli doktor
ziyaretleri anksiyeteyi azaltmak için yapılan kompulsif
hareketlere benzer. Fakat hipokondriyaklar belirgin
bir kompulsif tekrarlayış göstermezlar. Hasta anksiyeteyi
azaltmak için (ki azaltmak istediği anksiyete somatik
şikayetlerden dolayıdır) bir davranış sergilemiyorsa
OKB tanısı daha doğru olur.
Diğer psikiyatrik problemlerde de hastalar OKB’a benzer
semptomlar gösterebilirler; örneğin anorexia nervoza,
dismorfik vücut hastalığı. Bunlarda obsesif düşünceler
olabilir fakat bunlar başka bir psikiyatrik hastalığın
belirtileri olduğu için OKB kabul edilmezler.
Patolojik kumarbazların ve madde bağımlılarının kompulsif
davranışları kompulsif bozukluktan farklıdır çünkü burada
hastalar yaptıklarından zevk alırlar.
Obsesif kompulsif kişilikteki düzenli olma ve mükemmelliyet
düşüncesi genellikle OKB’la karışır fakat bu kişilerde
obsesyon ve kompulsif davranışlar yoktur ve medikasyona
cevap vermezler.
Tedavi
Geçmişteki psikodinamik psikotedavi ve farmakoterapideki
başarısızlık OKB’a daha fazla eğilmek gerektiği ve OKB’in
tedaviye oldukça dirençli olduğu gerçeğini ortaya koymuştur
. Son zamanlarda etkili psikolojik ve farmakolojik tedavi
metotları bulunmuştur.
Psikofarmakolojik Metod
Serotonin geri alım inhibitörlerinin tedavide etkili
oldukları bulunmuştur. Trisiklik antidepresan olan klomipramin
(anafranil) OKB’taki semptomların düzelmesinde etkili
bulunan ilk ilaçtır. Fakat diğer trisiklikler gibi yan
etkiye sahiptir. Selektif serotonin geri alım inhibitörlerinin
bulunması OKB’nun tedavisini dramatik olarak değiştirmişlerdir.
Bu ilaçlar daha az yan etkiye sahiptirler ve aile hekimlerinin
pratikte kullanmaya alışık oldukları gruptandır.
Tablo 2 Obsesif-Kompulsif Bozukluk ve Depresyonun
tıbbi tedavilerinin kıyaslanması
| Ajanlar |
Depresyon
Günlük doz (mg) |
Obsesif-Kompulsif
Bozukluk
Doz aralığı (mg) |
| Clomipramine
(Anafranil) |
- |
150
- 250 |
| Fluoxetine
(Prozac) |
20 |
40
- 80 |
| Fluvoxamine
(Faverin) |
- |
200
- 300 |
| Paroxetine
(Seroxat) |
20 |
20
- 60 |
| Sertraline
(Lustral) |
50 |
50
- 200 |
Geniş bir metaanaliz sonrasında klomipraminin SSRI’lara
göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Potansiyel yan
etkilerine rağmen çalışmada trisiklik kullanılan grupta
ilaç bırakan sayısı beklenenden az olmuştur. Depresyonda
kullanılan dozlardan daha yüksek dozlar her iki ilaç
içinde gerekmektedir (tablo 2). Bu yüzden yan etkiler
daha sık karşımıza çıkar. Klomipraminin sık karşılaşılan
yan etkileri sedasyon, antikolinerjik etkiler (kuru
ağız, görüş bozukluğu, ortostatik hipotansiyon), kilo
alımı, seksüel disfonksiyon, kardiak ileti bozukluklarıdır.
SSRI’larda görülen yan etkiler insomnia, akatizi, bulantı,
diaredir.
Genel olarak OKB’ta tedavi çeşitli faktörlere bağlıdır.
Bir çok vakada semptomlar azalmakta fakat kaybolmamaktadır.
En iyi tedavi sonuçlarında bile tekrarlayan hareketlere
harcanan zamandaki azalma % 60-70 civarındadır. Tedavi
bırakıldığında semptomların geri geleceği unutulmamalıdır.
Bu yüzden uzun süreli ve ek olarak nonfarmakolojik destek
gerekmektedir.
Psikolojik Metodlar
OKB’un tedavisindeki psikolojik metotlar hastanın korktuğu
obje veya düşünceye yönelik davranış tedavisini içerir.
Hastalar gittikçe artan şekilde kaçındıkları şeyle (kirlilik)
uyarılırlar ve endişe azaltıcı davranışlarda bulunmaları
engellenir. Eğer semptomlar hastanın ailesini de etkilemişse
veya hastalığı destekleyen bir aileyse tedaviye aile
de katılır. Karşılaşma teknikleri hem hasta hem de aile
için zordur.
Diğer psikoterapetik yaklaşımların tersine davranış
tedavisi, OKB tedavisinde daha etkili görülmüştür. Davranış
tedavisi, OKB’u % 80-90 oranında düzelttiği bilinmektedir.
Farmakolojik yaklaşımlarla beraber OKB semptomları daha
yüksek oranda azalmaktadır.
Psikofarmakolojik ve Psikoterapötik Metodların
Karşılaştırılması
Her iki tedavi de etkilidir. Her ikisinin de güçlü
ve zayıf olduğu noktalar vardır. İlaç tedavisi kullanım
kolaylığı ve hastanın daha kolay kabullenebilmesi dolayısıyla
seçilebilir. Diğer taraftan davranış tedavisi yan etkilerin
olmaması ve ilaç tedavisi kesildikten sonra daha iyi
sonuç alınması nedeniyle tercih edilebilir.
Ciddi OKB’larda her iki tedavinin kombinasyonu sonucu
daha iyi cevap alınmaktadır. Hafif vakalarda tek başına
davranış tedavisi denenebilir. Her iki metot da etkili
olduğundan hastanın tercihine de bırakmakta yarar vardır.
Erken Tanı
OKB’un önlenmesi hala mümkün görülmemektedir. Çünkü
sebep kesin olarak bilinmemektedir. Aile hekiminin görevi
adölesan veya erken yetişkinlik döneminde hastalarını
yakın takibe alıp semptomların erken farkına varılması
ve böylece hastalık tablosu ilerlemeden tedaviye başlanması
yönünde olmalıdır.
Sonuç
OKB ciddi ve sık karşılaşılan bir problem olması ve
aile hekiminin dikkatinden kolaylıkla kaçabilmesi veya
hastanın istekli olarak semptomları saklaması nedeniyle
dikkat edilmesi gereklidir. Teşhis edildiğinde geçmişte
tedaviye dirençli kabul edilmesine rağmen yeni stratejiler
ümit vericidir. Farmakolojik ve davranış tedavisi ayrı
ayrı veya birlikte kullanılabilir. Özel davranış terapisi
talep edildiğinde psikiyatrist yardımı gerekli olacaktır.