| Tablo
1.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu
için Tanısal Kriterler
En az 6 ay süre ile hemen her
gün ortaya çıkan, birçok olay ya da faaliyet hakkında
(işte ya da okulda başarı gibi) aşırı anksiyete
veya korku (evhamlı beklenti)
Kişi korkusunu kontrol altına
almayı zor bulur.
Anksiyete ve korkuya aşağıdaki
altı semptomdan üçü (veya fazlası) eşlik eder
(son altı ay boyunca en azından bazı semptomların
hemen her zaman olmasıyla).
NOT: Çocuklarda
sadece biri yeterlidir.
Huzursuzluk veya kendini çok heyecanlı
veya kenardaymış gibi hissetmek
Kolaylıkla yorulmak
Konsantre olmakta güçlük veya
aklın boşalması
İrritabilite
Kas gerginliği
Uyku bozukluğu (uykuya dalmada
veya uykuyu sürdürmede güçlük, veya huzursuz,
tatmin etmeyen uyku)
Anksiyete veya korkunun odağı
Eksen I bozukluğun özellikleri ile sınırlı değildir;
örn: anksiyete veya korku; (panik bozuklukta olduğu
gibi) panik atak olacağı, (sosyal fobide olduğu
gibi) toplum içinde utanç verici duruma düşeceği,
(obsesif-kompulsif bozuklukta olduğu gibi) kirleneceği,
(ayrılık anksiyete bozukluğunda olduğu gibi) evden
veya yakın akrabalardan uzak olacağı, (anoreksiya
nervozadaki gibi) kilo alacağı, (somatizasyon
bozukluğunda olduğu gibi) multipl fizik şikayetleri
olması veya (hipokondiryaziste olduğu gibi) ciddi
bir hastalığa yakalandığı konusunda değildir ve
anksiyete ve korku sadece posttravmatik stres
bozukluğunda ortaya çıkmaz.
Anksiyete, korku veya fizik semptomlar
sosyal, mesleki veya önemli işlev alanlarında
klinik olarak belirgin sıkıntı veya uyumsuzluğa
yol açar.
Bozukluk bir maddenin (bağımlılık
yapan bir madde veya ilaç) doğrudan fizyolojik
etkilerine veya genel tıbbi duruma (örn:hipertiroidizm)
bağlı değildir ve özellikle Duygudurum bozukluğu,
Psikotik Bozukluk veya Sürekli Gelişim Bozukluğu
esnasında ortaya çıkmaz.
|
| Tablo
2.
Yaygın anksiyete bozukluğu
ile ilgili Semptom ve Davranışlar
Aşırı Fizyolojik Uyarım
Kas gerginliği
İrritabilite
Halsizlik
Huzursuzluk
Uykusuzluk
Çarpık Kognitif İşlevler
Kötü konsantrasyon
Problemlerin gerçeğe aykırı değerlendirilmesi
Korkular
Kötü Başetme Stratejileri
Kaçınma
Erteleme
Kötü problem çözme yetileri
|
Değerlendirme
İlk değerlendirme
Hastanın hikayesini aldıktan sonra hekim anksiyeteyi
akut (veya kısa veya aralıklı) veya persistan (veya
kronik) olarak kategorize etmelidir. Akut anksiyete
saatler-haftalar sürer (aksine panik ataklar dakikalar
boyu sürer) ve bir stresörü takip eder. Sıklıkla komorbid
durumlar (örn:major depresyon) mevcut değildir. Persistan
anksiyete aylardan yıllara kadar sürer ve "kişisel
anksiyete" adı verilen şeyi içerebilir. Kişisel
anksiyete bir hastanın mizacının parçası olarak görülebilir;
örneğin bir hasta "Her zaman sinirliydim, fakat
neye sinirlendiğimi bilmiyorum." diyebilir.
Çoğu persistan anksiyete vakasında sıklıkla presipitan
bir stresör olmamasına rağmen bir stresör, hastanın
taban anksiyete seviyesini alevlendirebilir. Bu duruma
"çifte anksiyete" adı verilir (örn: persistan
anksiyete üzerine binmiş akut anksiyete). Yaygın anksiyete
bozukluğu persistan anksiyetenin bir formudur ve kişisel
anksiyeteli veya kişisel anksiyetesi olmayan hastalarda
görülebilir.
Bazı hastalar özel bir semptomu (örn:uykusuzluk) vurgulayabilir
ve yaygın anksiyete bozukluğu ile alakalı diğer semptomları
bildirmeyebilir. Bazı hastalar anksiyete veya spesifik
korkulardan şikayetçi olmayabilir fakat diare, palpitasyon,
karın ağrısı, başağrısı veya göğüs ağrısı gibi özel
somatik semptomlarla başvurabilir. Bu hastalar tam tıbbi
incelemeyi garantilerler çünkü yaygın anksiyete bozukluğunun
etiyoloji olduğuna dair hiçbir işaret yoktur. Aksine
semptomlar belirsiz bir şekilde tarif edildiğinde, bilinen
patofizyolojik mekanizmalarla açıklanamıyorsa, herhangi
bir şekilde kanıtlanmadığı halde sebat ediyorsa ve güvence
verilmesine rağmen çözülmüyorsa hekim ayırıcı tanıların
arasına yaygın anksiyete bozukluğunu da eklemelidir.
Bu kliniğe sahip hastalara değerlendirme sırasında mümkün
olduğu kadar korkular, "sinirler", anksiyete,
akut veya kronik stresorlar, ve Tablo 1 ve 2'de listelenen
semptomlar sorulmalıdır.

Madde Suistimalinin Değerlendirilmesi
Bağımlılık yaratan ilaçların kullanımı veya kesilmesi
anksiyete yaratabilir (tablo 3). Hekim hastanın alkol,
kafein, nikotin ve diğer sık kullanılan madde (reçete
ile kullanılanlar dahil) kullanımını sorgulamalıdır.
Aile üyelerinden doğrulayıcı bilgi alınması gerekli
olabilir.
Tablo 3
Anksiyete İle İlişkili Bulunan İlaçlar / Maddeler
Amfetamin
Antihistaminikler
Antiparkinson ilaçlar
Antitüberküloz ilaçlar
Bromokriptin
Dijitaller (zehirlenme)
Efedrin
Fenilpropanolamin
İnsülin
Karbon disülfid
Metilfenidat
Nöroleptikler
Oksimetazolin
Pentazosin
Salisilatlar
Steroidler
Tiroid ilaçları
|
Aminofilin
Antihipertansifler
Antipsikotikler
Aspirin entoleransı
Civa
Disopiramid
Epinefrin
Fosfor
Kafein
Kinakrin
Metrizamid
Nonsteroid antienflamatuarlar
Oral kontraseptifler
Prokarbazin
Sedatif-hipnotikler (kesilme)
Sülfonamidler
|
Antikolinerjikler
Antikonvülsanlar
Antidepresanlar
Baklofen
CO ve CO2
Dopamin
Fenilefrin
Halüsinojenler
Karbidopa-levodopa
Lidokain
Monosodyum glutamat
Nikotinik asit
Penisilin
Psödoefedrin
Sempatomimetikler
Teofilin |
Medikal Bozuklukların Değerlendirilmesi
Hastanın anksiyete şikayetinin etiyolojisinde yaygın
anksiyete bozukluğu olduğunu söyleyebilmek için nonpsikiyatrik
bozukluklar ekarte edilmelidir (tablo 4). Nörolojik
ve hipertiroidizm ve Cushing hastalığı gibi endokrinolojik
hastalıklar anksiyetenin sık bildirilen tıbbi sebepleridir.
Anksiyete ile sık alakalı diğer tıbbi durumlar arasında
mitral valf prolapsusu, karsinoid sendrom ve feokromasitoma
vardır. Sıklıkla bildirilmesine rağmen bu durumlar klinikte
nadir görülür ve bütün bu tanıları ekarte etmek için
geniş tanısal çalışmalara gerek yoktur. Steroidler,
reçetesiz satılan sempatomimetikler, selektif serotonin
geri alım inhibitörleri (SSRI), digoksin, tiroksin ve
teofilin gibi ilaçlar da anksiyeteye yol açabilirler.
Hekim ayrıca bitkisel ürünler ve vitaminlerin kullanımı
hakkında da bilgi almalıdır. Eğer mümkünse yaygın anksiyete
bozukluğu olan hastalarda tedaviye başlanmadan önce
tüm eksojen madde kullanımı kesilmelidir.
Tablo 4
Anksiyeteyle Bağlantılı Tıbbi Bozukluklar
Gastrointestinal
Sistem
Kolit
Crohn hastalığı
İritabl kolon sendromu
Peptik ülser
Solunum Sistemi
Astım
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı
Hiperventilasyon sendromu
Pnömotoraks
Akciğer ödemi
Pulmoner emboli
Nörolojik Sistem
AIDS
Demans ve deliryum
Epilepsi
Esansiyel tremor
Huntington karesi
Lupus serebriti
Multipl skleroz
Parkinson hastalığı
Vestibüler işlev bozukluğu
Wilson hastalığı |
Kardiyovasküler
Sistem
Aritmi
Kardiyomiyopati
Konjestif kalp yetmezliği
Koroner yetmezlik
Mitral kapak prolapsusu
Miyokard enfarktüsü
Endokrin Sistem
Adrenal yetmezlik
Karsinoid sendrom
Cushing sendromu
Hiperparatiroidizm
Hipertiroidizm
Hipotiroidizm
Hipoglisemi
Hipopotasemi |
Diğer Psikiyatrik Bozuklukların Değerlendirilmesi
Diğer psikiyatrik bozuklukların değerlendirilmesi hastanın
değerlendirilmesinin en zorlayıcı kısmıdır çünkü yaygın
anksiyete bozukluğunun semptomları diğer psikiyatrik
bozukluklarınkiler ile (örn:major depresyon, madde suisitmali,
panik bozukluk) örtüşür ve bu bozukluklar sıklıkla yaygın
anksiyete bozukluğu ile eşzamanlı olarak ortaya çıkar.
Diğer alakalı psikiyatrik bozukluklarla örtüşmesi ve
eşzamanlı görülmesi nedeniyle bazı otörler yaygın anksiyete
bozukluğunun ayrı bir antite olup olmadığını soruşturmuşlar
ve panik bozukluk veya major depresyonun bir varyantı
olarak yeniden yerleştirmişlerdir. Yaygın anksiyete
bozukluğunun semptomları major depresyonun veya panik
bozukluğun semptomlarının başlangıcından önce, başlangıcı
esnasında veya başlangıcından sonra başlayabilir. Bazı
hastalarda anksiyete ve depresyonun semptomları olabilir
ancak DSM-IV’te belirtilen yaygın anksiyete bozukluğu,
panik bozukluk veya major depresyon kriterlerini tam
karşılayamayabilir. Bu vakalarda "mikst anksiyete-depresif
bozukluk" terimi resmi nozoloji terimi olmasa da
kullanılabilir. Karmaşaya rağmen anksiyeteli hastalara
panik atak semptomları ve major depresyonla alakalı
nörovejetatif semptomlar (suisidal düşünceler dahil)
sorulmalıdır. Birden fazla psikiyatrik durum olduğunda
hangi bozukluğun ilk ortaya çıktığını araştırmak denenebilir.
Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve major
depresyonun bası ayırıcı bazı özellikleri Tablo 5’te
verilmiştir.
Eşzamanlı bozuklukların değerlendirilmesinde obsesif-kompulsif
bozukluk ve sosyal fobi de gözönünde tutulmalıdır. Obsesif-kompulsif
bozukluğun anahtar semptomu tekrarlayan, güdüsel düşünceler
veya hareketlerdir. Sosyal fobi, sosyal veya performans
durumlarında ortaya çıkan yoğun anksiyete ile karakterizedir.
Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar sıklıkla somatik
şikayetlerle de gelebildiğinden somatizasyon bozukluğu
da unutulmamalıdır. Bu bozukluğun ayırıcı özelliği birkaç
organ sistemini içeren kronik, multipl fiziksel şikayetlerdir.
Belirgin yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların
daha sınırlı fizik şikayetleri vardır.
|
Tablo 5 |
|
Yaygın anksiyete bozukluğu,
Panik bozukluk ve Major depresyonun ayırıcı özellikleri |
Bozukluk |
Ayırıcı özellik |
Başlama Yaşı |
Alakalı semptomlar |
Hastalığın
seyri |
Aile hikayesi |
Yaygın anksiyete
bozukluğu |
Özel ilgi hakkında
korku |
20'lerin başı |
Huzursuzluk,
motor gerginlik, halsizlik
|
Kronik |
Yaygın anksiyete
bozukluğu, panik bozukluk, alkol suistimali |
Panik bozukluk |
Yoğun, kısa,
akut anksiyete; ataklar değişken; sıklıkla presipitan
yok |
Bimodal başlangıç
(geç adolesans, 30'ların ortası) |
Artmış kalp hızı,
titreme, aşırı terleme, dispne |
Değişken remisyon
ve nüks periyodları |
Panik bozukluk,major
depresyon, alkol suistimali |
|
Major
depresyon |
Sürekli
düşük duygudurum, sürekli anksiyete eşlik edebilir |
20'lerin
ortası |
Nörovejetatif
semptomlar (örn: insomnia, iştah kaybı, suçluluk) |
Semptomlar
kaybolur fakat nüksedebilir |
Major
depresyon, alkol suistimali |
Tedavi
Psikolojik Tedaviler
Hafif anksiyeteli hastalarda başlangıç tedavisi yaygın
anksiyete bozukluğunun üç semptom kategorisini hedefleyen
nonfarmakolojik tedavi olmalıdır. Uyarılmayı azaltmak
için relaksasyon teknikleri ve "biyofeed-back"
kullanılmaktadır. Kognitif terapi hastalara endişelerini
gözlemleyerek kognitif çarpıtmaları sınırlamalarına
yardımcı olur ve anksiyeteleri ile başedebilmek için
daha iyi planlar yapabilme yeteneğini sağlar. Kognitif
terapilerde hastalara endişelerini kaydetmeleri öğretilerek,
endişelerinin boyutlarını yargılayan veya çelişkilendiren
liste deliller elde ettirilir. Hastalar ayrıca "endişe
için endişelenmenin" anksiyeteyi devam ettirdiğini
ve kaçınma ve ertelemenin problemleri çözmenin etkili
yolları olmadığını öğrenirler.
Az sayıdaki çalışmalar kognitif terapinin davranış
terapisinden, psikodinamik psikoterapiden ve farmakoterapiden
daha etkili olduğunu göstermiştir ancak bunun ciddi
olarak ispatı için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Kronik sosyal stresörleri ve psikolojik tedavilerden
az fayda bekleyen kişilik bozukluğu olan hastalar anksiyete
için yapılan psikoterapötik tekniklere iyi yanıt vermezler.
Sıklıkla psikoterapi ve farmakoterapi gereklidir.
Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların tedavi planında
aile üyeleri de rol almalıdır. Başlangıçta ilave anamnestik
bilgi sağlayabilir ve tedavi planının formüle edilmesinde
katkı sağlayabilirler. Bu bozukluğa sahip hastalar tehlike
işaretlerine karşı tetikte olma eğiliminde olduklarından
ve bilgiyi yanlış yorumlayabildiklerinden aile üyeleri
hastanın problemlerine yeni bir perspektif sağlayabilirler.
Ayrıca aile üyeleri hastanın problem çözme becerileri
geliştirmesine yardımcı çabalara dahil edilmelidir,
diğer insanlarla etkileşmeyi teşvik edici planlanmış
aktiviteler sağlayarak yaygın anksiyete bozukluğu olan
hastaların sosyal izolasyonunu azaltabilirler ve problemlerin
tekrar tekrar ortaya gelmesini azaltabilirler. Eğer
madde suistimali belirginse hasta bir rehabilitasyon
merkezine sevk edilmelidir.
Farmakolojik Tedavi
Farmakolojik tedavi anksiyetesi günlük işlerini belirgin
oranda aksatmasına yol açan kişiler için düşünülmelidir.
Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde tedavi süresinin
uzunluğu için çalışmalarla elde edilmiş net bir sonuç
yoktur. İlaç kesildikten sonraki ilk bir ay içinde vakaların
%25’i nüksederken, bir yıl içinde vakaların %60-80’i
nüksetmektedir. En az altı ay ilaç tedavisi alanlarda
nüks oranı daha kısa tedavi alanlardakinden daha azdır.
Benzodiazepinler: En sık kullanılan anksiyolitikler
benzodiazepinlerdir. Benzodiazepinlerin tamamı eşit
etkinliktedir ve hepsi gama-amino bütirik asit (GABA)/benzodiazepin
(BZ) reseptör kompleksi üzerinden etki göstererek sedasyon,
konsantrasyon problemleri ve anterograd amneziye yol
açar. Benzodiazepinler tek başına korkuyu azaltmazlar
ama tetikte olma hissini azaltarak ve kas gerginliği
gibi somatik semptomları engelleyerek anksiyeteyi azaltırlar.
Bu ilaçların sedasyon, bozulmuş konsantrasyon ve amnestik
etkilerine tolerans birkaç hafta içinde gelişir ancak
anksiyolitik etkiye tolerans en yavaş gelişenidir. Benzodiazepin
tedavisi 2 mg diazepam veya eşdeğeri ile günde 3 kez
olmak üzere başlanabilir. Semptomlar azalana, yan etkiler
gelişene veya günlük doz 40 mg’a ulaşıncaya kadar 2-3
günde bir günde 2 mg arttırılabilir. Diazemin başlangıç
ajanı olması gerekmez, birkaç alternatif vardır. Yaşlı
hastalarda benzodiazepin dozu mümkün olan en düşük seviyeden
başlanmalı ve yavaş arttırılmalıdır.
Oksazepam gibi kısa yarı ömürlü ajanlar kolayca metabolize
edilirler ve aşırı sedasyona yol açmazlar. Bu ajanlar
yaşlılarda ve karaciğer hastalığı olanlarda kullanılmalıdır.
Ayrıca "lüzumu halinde" esasına göre kullanılmaya
da uygundurlar. Klonazepam gibi uzun yarı ömürlü ajanlar
eşlik eden tıbbi problemi olmayan genç hastalarda kullanılmalıdırlar.
Artmış uyuma ilave olarak uzun etkili ajanların birkaç
avantajı daha vardır: gün içinde daha seyrek alınabilirler,
hastalar doz aralarında daha az anksiyete hissetme eğilimindedirler
ve ilaç kesildikten sonra kesilme belirtileri daha hafiftir.
Bir benzodiazepin reçete edildiğinde hasta araç sürme
ve büyük makineleri kullanma konusunda uyarılmalıdır.
Terapötik dozlarda benzodiazepinlerin kullanımı suistimale
yol açmaz ve bağımlılık nadirdir. En sık suistimal edilmeye
yatkın benzodiazepinler hızlı emilen diazepam, lorazepam
(Ativan) ve alprozolam (Xanax)’dır. Alprozolam sadece
panik bozukluğu olan hastalara reçete edilmelidir. Suistimal
edildiğinde benzodiazepinler sıklıkla diğer maddelerle,
özellikle de opiatlarla beraber kullanılmaktadır. Benzodiazepin
suistimaline en yatkın hastalar daha önceden alkol veya
ilaç suistimali ve kişilik bozukluğu olan hastalardır.
Tüm benzodiazepin tedavileri bağımlılığa yol açabilir,
ilaçlar kesildiğinde yoksunluk semptomları ortaya çıkar.
Yoksunluk semptomları arasında anksiyete, irritabilite
ve uykusuzluk vardır ve yoksunluk sendromu ile hastalığın
nüksünü ayırdetmek zor olabilir. Kesilme sırasında nadiren
nöbetler görülebilir. Yüksek doz kullananlarda, kısa
yarı ömürlü ajanları kullananlarda, hızla düşülen dozlarda,
halen sigara kullanan hastalarda veya illegal ilaç kullanımı
hikayesi olanlarda yoksunluk semptomları daha ciddi
olma eğilimindedir ancak üç ay süresince uygun doz kullanılmış
olsa bile ortaya çıkabilir.
Yoksunluk semptomları kısa yarı ömürlü ajanın son dozundan
6-12 saat, uzun yarı ömürlü ajanın son dozundan 24-48
saat sonra ortaya çıkar. Altı haftadan uzun süre benzodiazepin
kullanan hastalarda yoksunluk semptomlarının ortaya
çıkmasını egellemek için doz haftada %25 veya daha az
oranda azaltılmalıdır. Hastalarda ilacın kesilme işlemi
bittikten sonra rebound anksiyete ortaya çıkabilir (bazı
antihipertansif ajanların kesilmesinden sonra ortaya
çıkan hipertansiyon gibi), fakat bu geçicidir ve 48-72
saat içinde sona erer. Rebound anksiyete sona erdikten
sonra hastalar yeniden anksiyete yaşayabilir, buna nükseden
anksiyete adı verilir.
Sadece birkaç kontollü çalışma benzodiazepinlerin uzun
süreli kullanımını desteklese de yaygın anksiyete bozukluğu
kronik bir bozukluktur ve bazı hastalar aylar-yıllar
boyunca benzodiazepin tedavisine ihtiyaç duyarlar. Genel
olarak akut anksiyete ile başvuran veya yeni bir stresör
ile karşılaşan ("çifte anksiyete") kronik
anksiyeteli hastalar birkaç hafta süre ile benzodiazepin
tedavisi almalıdırlar. Benzodiazepinler kesildikten
sonra hastalar nükseden anksiyeteye daha az toleranslı
olabilirler ve gerekli ise belirsiz bir şekilde de olsa
yeniden başlanmalıdır. kronik benzodiazepin kullanan
hastalar yaşlı olma, psikolojik stres altında olma ve
multipl tıbbi probleme sahip olma eğilimindedir.
| Tablo
6 |
| Anksiyete
Bozuklukları için Sık Reçete Edilen Benzodiazepinler |
| İsim |
Yarı-ömür
(saat) |
Doz
sınırları (günde)* |
Başlangıç
dozu |
| Alprozolam
(Xanax) |
14 |
1-4
mg |
0.25-0.5
mg günde 4 kez |
| Klordiazepoksit
(Klipax, Librax) |
20 |
15-40
mg |
5-10
mg
günde 3 kez |
| Klonozepam |
50 |
0.5-4.0
mg |
0.5-1.0
mg
günde 2 kez |
| Klorozepat
(Anksen, Tranxilene) |
60 |
15-60
mg |
7.5-15
mg
günde 2 kez |
| Diazepam
(Diazem) |
40 |
6-40
mg |
2-5
mg
günde 3 kez |
| Lorazepam
(Ativan) |
14 |
1-6
mg |
0.5-1.0
mg
günde 3 kez |
| Oksazepam |
9 |
30-90
mg |
15-30
mg
günde 3 kez |
| *
Yaşlı hastalarda listedeki dozların yarısını kullanın |
Diğer Tedaviler: Buspiron (Buspon)
kronik anksiyeteli veya benzodiazepin tedavisi sonrası
nükseden hastalarda sıklıkla kullanılan ilaçtır. Daha
önce madde suistimali hikayesi olan anksiyöz hastalarda
da başlagıç tedavisidir. Buspiron yaygın anksiyete bozukluğu
olan hastaların tedavisinde benzodiazepinler kadar etkilidir
ve kullanımı fizik bağımlıklık veya tolerans geliştirmez.
Benzodiazepin tedavisinde ortaya çıkan semptomlardan
hızlı kurtulmanın aksine buspiron’un etkisinin başlaması
iki-üç hafta sürer. Bundan dolayı hastalar semptomlardan
kurtulmanın geç olacağı konusunda bilgilendirilmelidirler.
Buspiron somatik semptomlardan çok yaygın anksiyete
bozukluğu ile alakalı endişeyi tedavi ederek benzodiazepinlerin
aksine bir etki gösterir. Ancak önceki 30 gün içinde
benzodiazepinle tedavi edilmiş hastalarda bu kadar etkili
olmayabilir.
Buspironun başlangıç dozu günde 3 kez alınan 5 mg’dır,
doz semptomlar ortadan kalkana veya 3 kere 20 mg’a ulaşıncaya
kadar kademe kademe arttırılır. Eğer doz çok hızlı arttırılırsa
başağrıları veya sersemlik ortaya çıkabilir. Buspiron
başlama anında benzodiazepin kullanıyorsa, benzodiazepin
ancak buspironun günlük dozu 20-40 mg’a çıktığı zaman
azaltılarak kesilmelidir.
GABA/BZ kompleksine ilave olarak yaygın anksiyete bozukluğunun
aralarında norepinefrin ve serotoninin olduğu birkaç
nörotransmitter sistemle ilgili olduğu gösterilmiştir.
Benzodiazepin veya buspiron tedavisine yanıt vermeyen
yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda trisiklik
antidepresanlar veya SSRI’lar gibi bu nörotransmitterleri
etkileyen farmakolojik ajanlar üzerinde çalışılmıştır.
İmipramin’in (Tofranil) yaygın anksiyete bozukluğu
ile alakalı korkuyu kontrol altına almada etkili olduğu
gösterilmiştir fakat depresif semptomları olmayan anksiyeteli
hastalarda benzodiazepinler veya buspiron kadar etkili
olup olmadığı gösterilememiştir. İmipramin’in kullanımını
kısıtlayan antikolinerjik ve antiadrenerjik yan etkileri
de mevcuttur. Desipramin ve nortriptilin alternatif
olarak kullanılabilir.
Trazodon (Desyrel) serotonerjik bir ajandır ancak yan
etkilerinden dolayı (sedasyon, erkeklerde priaprizm)
ideal bir ilk seçenek değiildir. Diğer ajanlara yanıt
vermeyen hastalarda günlük 200-400 mg’ının faydalı olduğu
bildirilmiştir. Nefazodon (Serzone) trazodona benzer
bir farmakolojik profile sahiptir fakat daha iyi tolere
edilir ve iyi bir seçenektir. Bir SSRI olan paroksetin
yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda çalışılmıştır
fakat araştırma altındaki çoğu antidepresanda olduğu
gibi çalışma küçüktür. Venlafaksin (Efexor) anksiyolitik
ve antidepresan olarak ilk FDA onayı alan ilaçtır, dolayısıyla
eşzamanlı görüldüğünde major depresyon ve yaygın anksiyete
bozukluğunun tedavisinde kullanılabilir.
Antihistaminikler potent anksiyolitikler değildir.
Bazı antipsikotik ajanlar sedasyon özelliğine sahip
olmalarına rağmen yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda
nadiren kullanılabilirler. Performans anksiyetesi (sosyal
fobinin bir türü) olan hastalarda beta adrenerjik blokürler
kalp hızını düşürmeleri ve titremeyi azaltmaları nedeniyle
kullanılabilirler ancak yaygın anksiyete bozukluğu ile
alakalı korku veya diğer somatik semptomları azaltmazlar.
Anksiyetenin tedavisinde sıklıkla kullanılan iki bitkisel
ilaç Valeria officinalis (valerian) ve Piper methysticum
adlı bitkinin kök ekstraktından yapılan bir içecektir
(kava-kava). Her ikisinin de sedatif etkisi vardır ancak
kava’nın diskinezi, distoni ve dermopati gibi alkol
ve benzodiazepinlerle sinerjistik etki sonucu ortaya
çıkabilen endişe verici yan etkileri vardır. Birden
kesildiğinde valerian'ın deliriuma ve kalp yetmezliğine
yol açtığı bildirilmiştir. Yaygın anksiyete bozukluğu
olanlarda bu bitkisel ilaçların tedavi edici ajanlar
olarak tavsiye edilebilmesi için ileri çalışmalara ihtiyaç
vardır.
Yaygın anksiyete bozukluğu olan bir hasta uygun benzodiazepin
veya buspiron tedavisine cevap vermiyorsa bir psikiyatriste
konsülte edilmesi gözden geçirilmelidir. Psikiyatrist
tanının netleşmesine, eşlik eden bir psikiyatrik bozukluğun
olup olmadığının tespitine yardımcı olabilir ve hangi
bozukluğun önce tedavi edilmesi gerektiğine karar verebilir.
Psikiyatrist aynı zamanda psikoterapi ve tedavi değişiklikleri
gibi tedavi hakkında tavsiyelerde de bulunabilir.