Sık Görülen, Ancak Yeterince Tanımlanamayan
Ruhsal Hastalık:
Yıllar boyunca, sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal
fobi olarak da adlandırılır) yeterince tanımlanmamış
ve düzgün tedavisi ihmal edilmiş bir ruhsal bozukluktur.
Bu durum artık değişmeye başlamıştır çünkü son çalışmalarda
bu bozukluğun prevalansının yüksek olduğu, tedavi edilmezse
kronikleştiği, sıklıkla ruhsal ve madde kullanımı sorunları
ile komorbidite gösterdiği saptanmıştır. Üstelik bu
bozukluk yetersizliklere de yol açmaktadır. Bugün sosyal
fobinin tanımlanması ve tedavi yöntemleri ile ilgili
daha çok şey biliyoruz.
Klinik Özellikleri
DSM-IV (1) sosyal fobiyi utanç duyulabilecek toplumsal
ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlardan belirgin
ve sürekli korku duyma olarak tanımlamaktadır (tablo-1).
Korkulan sosyal ya da eylem durumu bu hastalarda yaygın
bir endişeden durumsal paniğe varan değişkenlikte ani
anksiyöz reaksiyona neden olur. Sıklıkla sosyal fobi
ile birliktelik gösteren korku ve kaçınma tipleri bir
dereceye kadar bir çok insan tarafından tecrübe edilmiştir
(tablo-2). Ancak semptomların bu bozukluğun tanı ölçütlerini
karşılaması için belirgin ızdırap ve yetersizliğe neden
olacak kadar ağır olması gerekmektedir. Sosyal fobi,
hastanın birçok sosyal etkileşime karşı korku duyabileceği
şekilde yaygın ya da topluluk önünde konuşma ya da performans
gösterme gibi sadece bir veya birkaç durumla sınırlı
olabilir.
Sosyal fobide korku ve kaçınma tipik olarak bir kısır
döngü içinde gelişir ve zaman içerisinde ağır stresli,
moral bozucu ve yıpratıcı bir hal alır. Her ne kadar
hastalar korkularının sebepsiz olduğunun farkında olsalar
da, söz konusu korkulan sosyal durumla karşılaştıklarında
kendilerini belirgin bir dehşet içinde bulurlar. Bu
kişiler sıklıkla anksiyetenin artmış fiziksel duygulanımı
(kızarma, terleme gibi) ve muhtemel bir utanma kaygısı
içindedirler. Bunlar; ya korktukları aktiviteyi stres
içinde yaparlar veya tipik olarak bunu yapmaktan kaçınırlar
(bunu ya kurnazca başkasını taklit ederler ya da hiç
yapmazlar). Bu değişik tepki biçimleri hastaların patolojik
sosyal korkuları içinde değişikliğe ve belirgin stres
ya da fonksiyonel azalmaya neden olur. Unutulmamalıdır
ki sosyal fobiden yakınan her kes utanma, geri çekilme
ya da açıkça sinirli olma şikayetleri ile karşımıza
gelmeyebilir (tablo-3). Bazı durumlarda hasta anksiyöz
olmayabilir, böylece altta yatan korku, kaçınma, stres
ve yetersizliği saklayabilir.
TABLO 1: DSM –IV’e göre Sosyal fobi için tanı
ölçütleri
A. Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının
gözünün önünde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal
ya da bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan belirgin
ve sürekli bir kaygı duyma. Kişi, küçük duruma düşeceği
ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar
(ya da anksiyete belirtileri gösterir). Not:
Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal
ilişkilere girebilme becerisi olmalı ve anksiyete, sadece
erişkinlerle olan etkileşimlerinde değil, yaşıtlarıyla
karşılaştığı ortamlarda da ortaya çıkmalıdır.
B. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her
zaman anksiyete doğurur, bu da duruma bağlı ya da durumsal
olarak yatkınlık gösterilen bir panik atağı biçimini
alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete,
ağlama, huysuzluk gösterme, donakalma ya da tanıdık
olmayan insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak
durma olarak dışavurulabilir.
C. Kişi, korkusunun aşırı anlamsız olduğunu bilir.
Not: Çocuklarda bir özellik bulunmayabilir.
D. Korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçekleştirildiği
durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla
bunlara katlanılır.
E. Kaçınma, anksiyöz beklenti ya da korkulan toplumsal
ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlarda sıkıntı
duyma, kişinin olağan günlük işlerini, toplumsal etkinliklerini
ya da ilişkilerini bozar ya da fobi olacağına ilişkin
belirgin bir sıkıntı vardır.
F. 18 yaşının altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır.
G. Korku ya da kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye
kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir
ilaç) ya a genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine
bağlı değildir ve başka mental bozukluklarla daha iyi
açıklanamaz (örneğin Agorafobi ile Birlikte ya da Olmadan
Panik Bozukluğu, Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu, Vücut
Dismorfik Bozukluğu, Yaygın Gelişimsel Bozukluk ya da
Şizoid Kişilik Bozukluğu).
H. Genel tıbbi bir durum ya da başka mental bozukluk
varsa bile A tanı ölçütünde sözü edilen korku bununla
ilişkisizdir, örneğin Kekemelik , Parkinson hastalığındaki
titreme ya da Anoreksiya Nervoza ya da Bulimia Nervozadaki
yemek yeme davranışı ile ilişkili değildir.
Varsa Belirtiniz:
Yaygın: Korkular çoğu toplumsal durumu
kapsıyorsa (Çekingen Kişilik Bozukluğu ek tanısı koymayı
da düşününüz.)
TABLO 2: Sosyal fobide sık karşılaşılan korkular
- Topluluk önünde konuşma ya da performans gösterme,
- Kısa konuşma yapma,
- Küçük grup tartışmalarına girme,
- Grup içerisinde soru sorma,
- Tanıtılma,
- Yabancılarla konuşma veya bir araya gelme,
- Bir şey yaparken seyredilme ( Yemek, yazmak gibi
durumlarda)
- Telefon kullanma,
- Önem kişilerle etkileşim içinde bulunmak,
- Dolaylı değerlendirmeler ( Sınav gibi)
- Sosyal toplantılara katılma.
TABLO 3: Sosyal fobinin klinik boyutları
Aşağıdaki özellikler sosyal fobili hastaların farklı
semptomlar göstermesine neden olmaktadır:
- Genelleşmiş veya spesifik korku/ kaçınma,
- Sosyal ortamlarda ağır ya da hafif fizyolojik reaksiyon,
- Sosyal deneyime sahip olmak ya da olmamak,
- Tanıdık veya tanıdık olmayan sosyal ortamlara karşı
korku,
- Resmi veya resmi olmayan ortamlarda korku,
- Grup ya da bireysel sosyal etkileşimlerde korku,
- Spesifik anksiyete duyacağına dair korku (titreme,
kızarma gibi) duyacağına dair kaygıyla zihnin meşgul
olup olmaması.
Epidemiyoloji
Son epidemiyolojik çalışmalara göre toplum örnekleminde
sosyal fobinin yaşam boyu prevalansı %13.3, bir yıllık
prevalans oranı ise % 7.9 olarak saptanmıştır. Bu oranlar
ile sosyal fobi, madde kötüye kullanımı ve depresyondan
sonra üçüncü sıklıkta görülen psikiyatrik hastalıklar
olduğunu göstermektedir (2). Toplum örnekleminde toplum
önünde konuşma ya da performans gösterme en sık olan
korku şeklidir. Klinik örnekleminde ise pek çok sosyal
aktivitede oluşan genelleşmiş korku baskındır. Bunun
nedeni belki de genelleşmiş sosyal fobide daha fazla
yetersizlik duygusu yaşanması ve buna bağlı olarak yardım
arama çabasının daha yaygın olmasıdır.
Sosyal fobi tipik olarak 11-19 yaşları arasında başlar.
Bazı yeni sosyal ya da mesleki ihtiyaçlar (yeni insanlarla
tanışma, toplum önünde konuşma gibi) ile karşılaşıp
bu sendromu tetiklemedikçe 25 yaşından sonra başlaması
nadirdir (3). Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre
biraz daha fazladır (3). Bir çalışmaya göre (4) hastaların
yarısından fazlası fobilerinin özel utandırıcı bir deneyimden
sonra başladığının ifade etmekte, diğerleri ise hatırladıklarından
çok daha uzun süredir sosyal fobi ile yaşadıklarını
belirtmektedir.
Tedavi edilmemiş sosyal fobi kroniktir ve düzelmez.
Belli sosyal durumlardan kaçınmalar önceleri semptomları
azaltabilir ancak altta yatan korku genellikle devam
eder. Sosyal fobi nedeniyle oluşan yetersizlik yaygın
ve ağır olabilir. Bu hastaların yaklaşık %85 kadarı
ilişkilerini sürdürmede ve güven sağlamadaki güçlükleri
nedeniyle akademik ve mesleki sorunlar yaşamaktadırlar.
Bir epidemiyolojik örnekte (3), sosyal fobilileri yarıya
yakını yüksek okulu bitirememiş, %70’inin sosyoekonomik
durumu en düşük iki çeyrekte ve yaklaşık %22’si ise
yoksul yardımı almakta idi.
Komorbidite ve Tanı
Sosyal fobililerin yaklaşık yarısında ek olarak mental,
ilaç ya da alkol sorunları vardır (5). Bu hastalık hastanın
yaşam boyu depresyon riskini dört kat arttırmaktadır
(3). Sosyal fobisi olan hastaların %16’sında alkol ve
kötü kullanım öyküsü vardır (6). Madde kötüye kullanımı
tedavi alan hastaların çoğu sosyal fobi kriterlerini
karşılamaktadır (7). İlginç olarak uzunlamasına çalışmalara
göre sosyal fobinin bu komorbit hastalıklarla birlikteliği
%70’lere varmaktadır. Bu durum bazı komorbit durumların
fobiye yanıt olarak geliştiğini düşündürmektedir. Sosyal
fobiye komorbit bir durum olması ilginç olarak suisid
düşüncelerini ve suisid girişim yaşam boyu insidansını
arttırmaktadır (3).
Fransa’da yapılan son bir epidemiyolojik çalışmada
2096 birinci basamak hastanın %5’inde sosyal fobi saptanmıştır
(8). Bu hastaların erken başlangıçlı olanlarının (15
yaştan önce) %70’inde major depresyon ile komorbidite
saptanmıştır. Sadece sosyal fobisi olduğu saptanan hastaların
yalnızca % 46 sında, başlangıçta bir psikiyatrik hastalığı
olduğu anlaşılması ilginçtir. Her ne kadar yalnızca
% 11 hastada sosyal fobi saptanmışsa da, sosyal fobi
ve depresyon ile karşımıza gelen hastaların % 76 sında
bir psikiyatrik sorun olduğu fark edilmiştir. Bu veriler
psikiyatrik taramanın önemini tekrar vurgulamakta, depresyon
ya da madde kötüye kullanımı gibi sık karşılaşılan ruhsal
rahatsızlıklarla karşımıza gelen hastalarda sosyal fobi
sorgulamasının önemini göstermektedir.
Tüm psikiyatrik durumlarda olduğu gibi bu bozutluğun
primer özelliklerini içeren kısa tarama yöntemlerinin
kullanımı tanıyı kolaylaştıracaktır. Bu metot özellikle
sosyal fobi için çok uygundur. Çünkü hastalar sıklıkla
yüz yüze görüşmelerde korkularından söz etmekten kaçınırlar.
Ruhsal rahatsızlıklar için bazı genel tarama yöntemleri
(DSM – IV taraması için yapılandırılmış klinik görüşme
– SCID- taraması – gibi) sosyal fobi ile ilgili sorularda
içermektedir. Ancak oldukça uzundur ve tamamlamak için
25 dakika kadar süre gerekmektedir. Diğer tarama yöntemleri
sosyal fobi için bir tarama içermemektedir. (Ruhsal
rahatsızlıklar için 1. Basamak değerlendirmesi – Prime
- MD – gibi) Sosyal fobi ölçmek için özelleşmiş yöntemler
pahalı ve uygulaması güç metotlardır.
Sosyal fobiyi saptamak için henüz kısa tarama yöntemleri
olmadığından Aile Hekimleri kendi tarama
yöntemlerini seçilmiş sorular ekleyerek tanı koymayı
kolaylaştırabilirler. Yapılan son bir çalışmada, 9375
birinci basamak hastasına ‘evet/hayır’ şeklinde yanıtlanan
aşağıdaki cümleler yöneltildiğinde, sosyal fobi vakalarının
% 89 unu saptama duyarlılığı olduğu gösterilmiştir:
1. En büyük korkum aptal görünmek ya da utandırılmaktır;
2. Utandırılma korkusu yapmam gerek işi yapmaktan veya
insanlarla konuşmaktan beni alıkoyar; 3. Odak noktası
olacağım aktivitelerden kaçınırım. Bu cümlelere olumlu
yanıtlar verilirse fobinin hasta için bir sorun olup
olmadığı ve tedaviye gerek olup olmadığı saptanmalıdır.
Etkili tanı ve tedaviyi engelleyen bazı durumlar tablo-4’de
gösterilmiştir. Eğer bu engeller varsa; sosyal fobi,
farmakolojik ve psikolojik yöntemlerle tedavi edilmelidir.
TABLO 4 : Sosyal Fobinin etkili tedavisindeki
engeller
- Hasta korku, utanma yada damgalanma (stigma) nedenleriyle
tedaviden kaçınır.
- Sosyal fobiyi saptamak için tarama yöntemleri uygun
değildir.
- Tanı ve tedavi; sosyal fobi sendromu yönüne değil
de spesifik semptomlara (örneğin somatik yakınmalar
) ya da komorbid durumlara (depresyon, madde kötüye
kullanımı gibi) yanlış biçimde yönlenmektedir.
- Maddi olanaklar uygun değilse; hekim veya hasta
etkili tedavi seçenekleri ile ilgili bilgi eksikliğine
sahiptir.
- Hasta ya da hekim fobiyi önemsiz veya tedavi edilemez
huy olarak değerlendirmektedir. (Örneğin hasta sadece
utangaçtır.)
Farmakalojik Tedaviler
Sosyal fobi tiplerinin farmakolojik tedaviden önce
ayırt edilmesi önemlidir. Çünkü sınırlı tipte tipik
olarak beta blokerler tedavide faydalı iken yaygın tipte
spesifik antidepresanlar en az üç ay kullanılmalıdır.
Her ne kadar literatürde bir çok ajanın etkisi destekleniyorsa
da birinin diğerine üstün olduğu söylenemez. Tedavi
seçimi birebir hasta özelliklerine göre yapılmalıdır.
Semptom ve tedavi hedefleri görece yarar ve riskler
göz önüne alınarak seçilmelidir.
Monoamin Oksidaz İnhibitörleri
Monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI) genelleşmiş sosyal
fobi tedavisinde olumlu klinik sonuçlar alınan seçenektir.
Fenelzin özellikle; plasebo kontrollü çalışmalarda etkisi
denenmiş hastaların yaklaşık 2/3 ü açık ve kontrollü
çalışmalarda bu ajanla akut tedavide belirgin klinik
tedavi göstermişlerdir (9,11).
MAOI ların tedavi planı sırasında kısıtlı kullanımı
ve yan etki riskleri mevcuttur. Tedavi sırasında düşük
tiramin içeren diyet almaları gerekmektedir (kesinlikle
yenilmemesi gereken tiramin içeren gıdalar; peynir,
soya fasulyesi, muz, salam, sosis, karaciğer, tütsülenmiş
et, balık ya da protein ürünleri, kırmızı şarap, monosodyum
glutamat vs). Ancak bazı hastalar bu diyeti reddederek
MAOI tedavisini kullanmamaktadırlar. Hastalar eğer bu
diyete uymazlarsa öldürücü hipertansiyon reaksiyonu
riski ile karşı karşıyadırlar. Tedavi sırasında sık
karşılaşılan yan etkiler (45-90 mg/ gün fenelzin) postural
hipotansiyon, sedasyon, seksüel disfonksiyon ve kilo
alımını içerir. Soğuk algınlığı ilaçları gibi sık kullanılan
bazı ilaçlar MAOI kullanan hastalarda kontrendikedir.
Moklobemit gibi reversibl MAOI lar diyet kısıtlaması
gerektirmez. Ancak ilk çalışmalar ümit verici iken (12)
daha sonraki çalışmalarda alınan çelişkili sonuçlar
(13,14) nedeniyle ABD’de tercih edilmemektedir.
Tablo-6’da sosyal fobi tedavisi için seçilen ajanların
avantaj ve dezavantajları görülmektedir. Her ne kadar
MAOI avantajları açısından birinci sırada tercih edilebilir
görünse de yeni antidepresanların yanında dezavantajları
ikinci sırada seçilmelerine neden olmaktadır (15).
Serotonin Geri Alım İnhibitörleri
Bir çok çalışma serotonin geri alım inhibitörlerinin
(SSRI)) etkinliğini desteklemektedir. Büyük kontrollü
çalışmalardan paroksetin (16) ve fluvoksamin (17) ile
daha küçük kontrollü çalışmalardan sertralin (18) ve
fluvoksamin (19) çalışması ile açık kontrolsüz sitalopram
(20) çalışması sayılabilir. Grup olarak bakıldığında
akut tedavide SSRI’ların %50-75 hastada yararı gösterilmiştir.
Görece güvenilir ve iyi tolere edilebilir olmaları nedeniyle
SSRI’lar birinci sırada tercih edilecek ilaçlar olarak
kabul edilmektedir. SSRI’ların avantaj ve dezavantajları
tablo-6’da görülmektedir.
Benzodiyazepinler
Benzodiyazepinler sosyal fobinin akut tedavisinde
etkinlikleri gösterilmiş hızlı etkili, iyi tolere edilebilir
anksiyolitiklerdir. Ancak ilacı kesme sürecinde zorluklara
neden olabilmektedirler. Alprazolam (9) ve klonozepam
(21) ile yapılan kontrollü çalışmalarda %40-80 arasında
akut tedavi başarısı bildirilmiştir. Benzodiyazepinler
fiziksel bağımlılık yapabildiğinden madde kötüye kullanımı
öyküsü olan sosyal fobili hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Bu ilaçlar performans ile ilgili durumlarda kullanıldığında
sedasyon ve psikolojik bağımlılık gelişebilir. Tüm bu
riskler nedeniyle benzodiyazepinlerin, madde bağımlılığı
riski düşük olan ve alternatif tedavilere yanıt vermeyen
hastalarda kullanılması düşünülebilir. Bu ajanların
en sık kullanıldığı durumlar antidepresan, psikoterapi
ya da her ikisinin uygulandığı tedavilere ek olarak,
başlangıç semptomlarının düzeltilmesi amacıyla ve düşük
dozlar (örneğin 0.25-0.5 mg klonozepam, günde iki kez
şeklinde) halinde verilmesidir. Benzodiyazepinlerin
avantaj ve dezavantajları tablo-6’da görülmektedir.
Beta Adrenerjik Blokörler
Sosyal fobide beta adrenerjik blokörler ile tedavi
çalışmalarının sonuçları çelişkilidir. Kontrollü çalışmalara
göre yaygın sosyal fobide sürekli dozlarda sonuçlar
ümit kırıcıdır (10,22). Propranolol gibi beta blokörler,
gerektiğinde ve düşük dozda (10-40 mg/gün) kullanıldığında
hafif ve orta düzeyde sınırlı performans anksiyetesinde
klinik olarak etkili görünmektedir. Kronik fazla kullanım
riski nedeniyle bu ilaçlar sadece aralıklarla ve hastanın
kaygılandığı performans durumlarında kullanılmalıdır.
Sınırlı sosyal fobideki kullanımı dışında yaygın sosyal
fobi tedavisinde birinci sıra ilaç olarak kullanımı
destek görmemektedir. Sosyal fobide beta blokörlerin
avantaj, dezavantaj özellikle de kontrendikasyonları
tablo-6’da görülmektedir.
Diğer Ajanlar
Yapılan bir kontrollü çalışmada gabapentinin plaseboya
göre sosyal fobi semptomlarını belirgin olarak düzelttiği
bildirilmiştir (23). Nefazodon ile yapılan açık bir
çalışmada ise 23 kişinin %70’inde düzelme olduğu gösterilmiştir
(24). Her ne kadar buspiron ile yapılan çalışmalar başlangıçta
ümit verici göründüyse de (25,26) yapılan kontrollü
bir çalışma bu ilaç ile plasebo arasında bir fark olmadığını
göstermiştir (27). Yapılan açık bir çalışmada buspironun
SSRI’ların cevabını kısmen güçlendirdiği şeklinde bir
faydası olduğu yönündedir (28). Trisiklik antidepresan
olan imipramin bazı vakalarda işe yaradığı rapor edilmişse
de daha büyük çalışmalar sosyal fobi tedavisinde etkinliğini
desteklememiştir (29). Buproprion ve klonidin gibi ajanların
etkileri henüz araştırma aşamasındadır.
Sosyal fobi tedavisinde kullanılan sözü edilen ilaçların
doz aralığı tablo-7’de görülmektedir.
TABLO 6: Sosyal Fobi Tedavisinde kullanılan
majör ajanların avantaj ve dezavantajları
CBT SSRI MAOI BZD Beta blokörler
Avantajlar
Etkinlik X X X X X*
Kazanç sağlama X
Antidepresan etkiler X X
Tercih edilebilir yan etki profili X X X X
Bağımlılık yapmaması X X X X
Uygun jenerik form X X X
Dezavantajlar
Etkinliğin geç başlaması X X X
Kontrendikasyonlar XF
Bağımlılık/ kötüye kullanım X
Kesilme sendromu X X
Sedasyon X# X X#
Ortostatik hipotansiyon X
Diyet kısıtlaması X
Seksüel disfonksiyon X X X X
Kilo alımı X# X
Çoklu dozaj/ seans X X X
Yüksek Maliyet X X#
Kısıtlı yararlılık X
CBT: Davranışçı bilişsel tedavi; SSRI:
Serotonin geri alım inhibitörleri; MAOI: Monoamin oksidaz
inhibitörleri; BZD: Benzodiyazepinler
*_ gerektiğinde spesifik sosyal/performans
korkularında kullanım
# _ bazı vakalarda
F _ kontrendikasyonlar; astım, sinüs bradikardisi
ve birinci dereceden büyük kalp bloku, kardiyojenik
şok ve bazı vakalarda konjestif kalp yetmezliği
Tablo-7: Sosyal fobi tedavisinde kullanılan
ilaçlar
İlaçlar
MAOI
Fenelzin
Tranilsipromin
SSRI
Fluoksetin
Paroksetin
Sertralin
Fluvoksamin
Sitalopram
Benzodiyazapinler
Alprazolam
Lorazepam
Klonezepam
Nonbenzodiyazepin
Buspiron
Betablokerler
Propranolol
Nadolol
Atenolol |
Dozajı
45-90 mg/gün
40-60 mg/gün
10-100 mg/gün
20-60 mg/gün
50-200 mg/gün
50-150 mg/gün
40 mg/gün
2-10 mg/gün
2-6 mg/gün
1-3 mg/gün
35-60 mg/gün
40 mg gerektiği kadar
40-80 mg gerektiği kadar
50-100 mg gerektiği kadar |
Psikoterapötik Yaklaşım
Sosyal fobi tedavisinde genel destekleyici psikoterapinin
kaçınmayı azaltarak anksiyetiye azaltan yönergeli terapiler
kadar yararlı olmadığı gösterilmiştir. Sosyal fobi özellikle
davranışçı ve davranışçı bilişsel terapilere yanıt vermektedir
(korkulan duruma sürekli artan şekilde maruz kalma gibi).
Bireysel ya da grup tercihen formatında ve genellikle
16-24 seans şeklinde yapılandırılmıştır. Sosyal fobide
kullanılan bilişsel davranışçı tedavi komponentleri
semptom ile başa çıkma becerisi, sosyal beceri eğitimi,
bilişsel yeniden yapılandırmayı (ki hastanın anksiyetesini
maruz bırakma yoluyla değiştirmeyi amaçlamaktadır) kapsamaktadır.
Sosyal fobi tedavisinde bilişsel davranışçı yaklaşımların
incelendiği yaklaşık yirmi kontrollü çalışmaya göre
hastaların %75’i bu yöntemden yarar görmüştür (30).
Verilere göre psikoterapinin kesilmesinden sonra relaps
oranı % 0-17 gibi çok düşük oranlardadır. Oysa effektif
farmakoterapinin kesilmesinden sonra relaps oranı %50’lere
varmaktadır. Bu bulgular sosyal fobi tedavisinde psikoterapinin
birinci sırada düşünülecek tedavi yöntemi olduğunu desteklemektedir.
Tedavi Seçimi
Tedavi planı tedavi seçeneklerinin yarar ve riskleri
hasta ile tartışıldıktan sonra yapılmalıdır. Hastanın
tercihi, semptomların ciddiyeti, fonksiyonel yetersizliğin
derecesi, psikiyatrik ve madde ile ilişkili komorbidite
ve uzun süreli tedavi hedefleri tedavi planında göz
önünde bulundurulmalıdır.
Uzmanların 1998’de vardıkları ortak görüş (15), hafif
ve orta dereceli vakalarda sadece bilişsel davranışçı
tedavinin düşünülmesi, orta- ağır derecede yaygın sosyal
fobide bilişsel davranışçı tedavi ile farmakoterapinin
kombine edilmesi yönündedir. Retrospektif bir çalışmada
ise hangi tedavi yöntemi seçilirse seçilsin hastaların
%75’inin düzeldiği saptanmıştır (31). Ancak bu çalışma
sadece kayıtların değerlendirilmesi şeklindedir ve objektif
ölçüm yöntemleri kullanılmamıştır. Sosyal fobinin psikolojik
ve farmakolojik tedavisi ile ilgili 2001 yılında yayınlanan
bir meta-analizde 108 çalışmadan 11’i değerlendirmeye
uygun bulunmuş (plasebo kontrollü çalışmalar) ve farmakoterapinin
sosyal fobi tedavisinde daha etkili olduğu sonucuna
varılmıştır (32). Buna göre benzodiyazepinler ve serotonin
geri alım inhibitörleri eşit derecede etkili ve kontrollerden
daha etkilidir. Uzun süreli çalışmalar olmadığından
bu tedavilerin en azından kısa dönemde faydalı olduğu
vurgulanmaktadır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre geleceğe
yönelik yapılacak öneri farmakoterapinin tercih edilmesi,
medikasyonun etkisini göstereceği süre için psikoterapinin
eklenmesi yönündedir.
Hangi tedavi yöntemi seçilirse seçilsin hasta fobi
konusunda bilgilendirilmeli, normale döneceği konusunda
güven verilmeli ve iyileşeceği fikri gerçekçi bir ümitle
aşılanmalıdır. Birinci basamak hekiminin sosyal fobiye
yaklaşımdaki rolü tablo 8’de özetlenmiştir.
Tablo-8: Sosyal fobiye yaklaşımda Birinci
Basamak Hekiminin Rolü
Tarama ve tanı koyma yoluyla sendromu tanımlamak
Hastayı hastalığı ile ilgili olarak eğitmek (örneğin
bu hastalık sık görülür ve tedaviye yanıt verir)
Hastayı tedavi seçeneklerinin yararları ve riskleri
konusunda bilgilendirmek
Endike olan farmakoterapiyi başlatmak ve izlemek ya
da anksiyete bozuklukları konusunda özelleşmiş bir psikiyatriste
yönlendirmek
Bilişsel davranışçı tedavi konusunda özelleşmiş bir
uzmana yönlendirmek ya da iş birliği yapmak
Destek ve umut sağlamak
Kaynakça
- American Psychiatric Association. Diagnostic &
statistical manual of mental disorders. 4th ed. Washington,
D.C.: American Psychiatric Association, 1994:411-7.
- Kessler RC, McGonagle DK, Zhao S, Nelson CB, Hughes
M, Eshleman S, et al. Lifetime & 12-month prevalence
of DSM-III-R psychiatric disorders in the United States.
Results from the National Comorbidity Survey. Arch
Gen Psychiatry 1994 51:829.
- Schneier FR, Johnson J, Hornig CD, Liebowitz MR,
Weissman MM. Social phobia: comorbidity & morbidity
in an epidemiologic sample. Arch Gen Psychiatry 1992;49:282-8.
- Ost LG, Hugdahl K. Acquisition of phobias &
anxiety response patterns in clinical patients. Behav
Res Ther 1981;19:439-47.
- Sanderson WC, DiNardo PA, Rapee RM, Barlow DH. Syndrome
comorbidity in patients diagnosed with a DSM-III-R
anxiety disorder. J Abnorm Psychol 1990;99:30822.
- Schneier FR, Martin LY, Liebowitz MR, Gorman JM,
Fyer AJ. Alcohol abuse in social phobia. J Anx Disord
1989;3:15-23.
- Kushner MG, Sher KJ, Beitman BD. The relation between
alcohol problems & the anxiety disorders. Am J
Psychiatry 1990;147:685-95.
- Weiller E, Bisserbe JC, Boyer P, Lepine JP, Lecrubier
Y. Social phobia in general health care: an unrecognized,
undertreated, disabling disorder. Br J Psychiatry
1996;168:169-74.
- Gelernter CS, Uhde TW, Cimbolic P, Arnkoff DB, Vittone
BJ, Tancer ME, et al. Cognitive-behavioral & pharmacological
treatments of social phobia. A controlled study. Arch
Gen Psychiatry 1991;48: 938-45.
- Liebowitz MR, Schneier F, Campeas R, Hollander E,
Hatterer J, Fyer A, et al. Phenelzine vs atenolol
in social phobia. A placebo-controlled comparison.
Arch Gen Psychiatry 1992;49:290-300.
- Versiani M, Nardi AE, Mundim FD, Alves AB, Liebowitz
MR, Amrein R. Pharmacotherapy of social phobia. A
controlled study with moclobemide & phenelzine.
Br J Psychiatry 1992;161: 353-60.
- van Vliet IM, den Boer JA, Westenberg HG. Psychopharmacological
treatment of social phobia: clinical & biochemical
effects of brofaromine, a selective MAO-A inhibitor.
Eur Neuropsychopharmacol 1992;2:21-9.
- Schneier FR, Goetz D, Campeas R, Fallon B, Marchall
R, Liebowitz MR. Placebo-controlled trial of moclobemide
in social phobia. Br J Psychiatry 1998;172:70-7.
- Versiani M, Nardi AE, Mundim FD, Pinto S, Saboya
E, Kovacs R. The long-term treatment of social phobia
with moclobemide. Int Clin Psychopharmacol 1996;11(suppl
13):83-8.
- Ballenger JC, Davidson JR, Lecrubier Y, Nutt DJ,
Bobes J, Beidel DC, et al. Consensus statement on
social anxiety disorder from the International Consensus
Group on Depression & Anxiety. J Clin Psychiatry
1998;59(suppl 17):54-60.
- Stein MB, Liebowitz MR, Lydiard RB, Pitts CD, Bushnell
W, Gergel I. Paroxetine treatment of generalized social
phobia (social anxiety disorder): a randomized controlled
trial. JAMA 1998;280:70823.
- Stein MB, Fyer AJ, Davidson JR, Pollack MH, Wiita
B. Fluvoxamine treatment of social phobia (social
anxiety disorder): a double-blind, placebo-controlled
study. Am J Psychiatry 1999;156(5):756-60.
- Katzelnick D, Kobak KA, Greist JH, Jefferson JW,
Mantle JM, Serlin RC. Sertraline for social phobia:
a double-blind, placebo-controlled crossover study.
Am J Psychiatry 1995;152:1368-71.
- van Vliet IM, den Boer JA, Westenberg HG. Psychopharmacological
treatment of social phobia: a double-blind placebo-controlled
study with fluvoxamine. Psychopharmacol [Berl] 1994;115:128-34.
- Bouwer C, Stein DJ. Use of the selective serotonin
reuptake inhibitor citalopram in the treatment of
generalized social phobia. J Affect Disord 1998; 49;79-82.
- Davidson JR, Potts N, Richichi E, Krishnan R, Ford
SM, Smith R. Treatment of social phobia with clonazepam
& placebo. J Clin Psychopharmacol 1993;13:423-8.
- Turner SM, Beidel DC, Jacob RG. Social phobia: a
comparison of behavior therapy & atenolol. J Consult
Clin Psychol 1994;62:350-8.
- Pande AC, Davidson JR, Jefferson JW, Janney CA,
Katzelnick DJ, Weisler RH, et al. Treatment of social
phobia with gabapentin: a placebo-controlled study.
J Clin Psychopharmacol 1999;19(4):341-8.
- Van Ameringen M, Mancini C, Oakman JM. Nefazodone
in social phobia. J Clin Psychiatry 1999; 60(2):96200.
- Munjack DJ, Bruns J, Baltazar PL, Brown R, Leonard
M, Nagy M. A pilot study of buspirone in the treatment
of social phobia. J Anx Disord 1991;5:87-98.
- Schneier FR, Saoud JB, Campeas R, Fallon BA, Hollander
E, Coplan J, et al. Buspirone in social phobia. J
Clin Psychopharmacol 1993;13:251-6.
- van Vliet IM, den Boer JA, Westenberg HG, Pian KL.
Clinical effects of buspirone in social phobia: a
double-blind placebo-controlled study. J Clin Psychiatry
1997;58:164-8.
- Van Ameringen M, Mancini C, Wilson C. Buspirone
augmentation of selective serotonin reuptake inhibitors
(SSRIs) in social phobia. J Affect Disord 1996;39:115-21.
- Simpson HB, Schneier FR, Campeas RB, Marshall RD,
Fallon BA, Davies S, et al. Imipramine in the treatment
of social phobia. J Clin Psychopharmacol 1998;18:132-5.
- Juster hr, Heimberg RG. Social phobia: longitudinal
course & long-term outcome of cognitive-behavioral
treatment. Psychiatr Clin North Am 1995;18:821-42.
- Dingemans AE, van Vliet IM; Couvee J, Westenberg
HG. Characteristics of patients with social phobia
and their treatment in specialized clinics for anxiety
disorders in the Netherlands. J Affect Disord 2001
Jul;65(2):123-9.
- Fedoroff IC, Taylor S. Psychological and pharmacological
treatments of social phobia: a meta-analysis. J Clin
Psychopharmacol 2001 Jun;21(3):311-24.