Evlilik etkileniyor
2 Mart 2001 Zaman Gazetesi Gülten Sarı ile
yapılan röportaj
Yaşanan sosyo-ekonomik, teknolojik gelişmeler her alanı
olduğu gibi evliliği de etkiliyor ve evliliği farklı bir kalıp
içine sokuyor.
Değişimden, olumlu–olumsuz payını alan kurumlardan biri de
evlilik. Gelişmelere paralel olarak evlilik de biçim değiştiriyor.
Evlilik için yeterli ve uygun görülen şartların içeriği de farklılaşıyor.
Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Erol Göka, kadın–erkek ilişkilerinde
yeni bir biçim denendiğini belirtiyor. Göka, yaşanan değişime
rağmen insanların çift yaşama avantajlarından vazgeçemeyeceğine
dikkat çekiyor.
Evlilik ihtiyacı neden azalıyor?
Doç. Dr. Erol Göka, gen, üreme teknolojisinin gelişmesinin
bir sonucu olarak kişilerin yalnız başlarına, evliliğin getirdiği
birçok şeye sahip olabileceğini, bunun da evliliğe olan gereksinimi
azalttığını belirtiyor. Söz konusu teknolojiler sayesinde, kadın
ve erkeğin tek başlarına çocuk sahibi olabilme imkanı olduğunu
ifade eden Göka, cinsel tercihlerin değişmesinin, yalnız yaşama
oranlarında görülen artışın, bilgi teknolojisinin gelişmesiyle
ortaya çıkan internetin de insanları bireyselleştirdiğini, bunun
da evlilik gereksinimini azalttığını kaydediyor.
Şartlar, tek yaşamaya karşı
Bazı olumsuz gelişmelerin evlilik anlayışında ve yaşam biçiminde
farklılığa yol açtığını; fakat her şeye rağmen, kadın ve erkeğin,
çift yaşama avantajlarından vazgeçemeyeceğini belirten Göka
şunları söylüyor: "Tek yaşayan, boşanmış insanlarda ruhsal
bozukluklar daha fazla görülüyor ve anne babadan ayrı yaşayan
çocuklarda önemli sorunlar ortaya çıkıyor. Tespitim insanların
çift yaşamayı sürdürecekleridir. Devletlerin, tek yaşayan bireylere
oranla aile halinde yaşayan toplumu daha kolay yöneteceği bir
gerçektir. Atomize bireylerden oluşan toplumu yönetmek daha
zordur.
Evlenme yaşının yükselmesindeki en önemli sebebin, tüm yaşam
ve gelişim evrelerinde meydana gelen uzamayla bağıntılı olduğunu
belirten Göka, ölüm yaşının, yaşlanmanın, çocukluk ve gençlik
yaşının arttığını belirtiyor. Göka, çarpıcı bir örnek de veriyor:
"Bir yerde Hanefi mezhebinin kurucusu İmam–ı Azam'a soruyorlar;
'Dedelik yaşı kaç diye?' o da '24 diyor' diyor. Oysa şimdi insanlar
geç olgunlaşıyor. 24 yaş şimdi neredeyse çocukluk yaşı sayılıyor.
UNECSO da 22 olan gençlik yaşını 28' e çıkarmaya hazırlanıyor.
Çocukluk ve gençlik yaşı uzuyor. Bu da insanın belli bir kişiliğe,
mesleğe sahip olma yaşını uzatıyor, yaşantısını tam anlamıyla
oturtması 30 yaşına tekabül ediyor. O yaşa kadar da insanlar
ailerinin yanında ve onların maddi desteğiyle geçimini sağlıyor.
Bu durumda olan bir insanın evlenmesi de pek mümkün olmuyor.
Sonuç olarak, evlilik yaşı da uzuyor.
Batı'nın evliliğe bakış açısı farklı
Son on yılda insanlarda evliliğe bakış açısında çok büyük farklılaşma
yaşandığını kaydeden Göka, küreselleşmeyle birlikte Amerika
ve İngiltere'de ilk beş yılda boşanma oranının yüzde 50'yi geçtiğini,
boşanmanın Batılılaşmayla birlikte paralel gittiğini; fakat
evliliğin bitmediğini, boşanan çiftlerin bir süre sonra yeniden
evlendiğini kaydediyor. Yalnız yaşama oranlarının arttığını,
cinsel tercih değişikliklerinin sık görüldüğünü ifade eden Göka,
bu nedenle söz konusu toplumların hızlı boşanan–evlenen toplumlar
olarak görüldüğünü dile getiriyor. Türkiye'nin bu açıdan hâlâ
geleneksel değerleri koruduğunu; ama eğilimin Batı toplumlarına
benzer yönde gelişme gösterdiğini belirten Göka, on yıl öncesinde
göre farklılaşmanın daha fazla olduğunu, insanların evliliğe
bakış açılarında çok büyük değişiklikler yaşandığını, bunun
insanın dünyayı, kendini, dini algılamadaki değişikliklere bağlı
olduğunu aktarıyor. (Gülten Sarı)